اهل البيت

اسلامي احاديث خطب ادعية
 
الرئيسيةاليوميةس .و .جبحـثالأعضاءالمجموعاتالتسجيلدخول

شاطر | 
 

 البيضة---------

اذهب الى الأسفل 
كاتب الموضوعرسالة
Admin
Admin
avatar

المساهمات : 633
تاريخ التسجيل : 21/04/2016

مُساهمةموضوع: البيضة---------   الأربعاء نوفمبر 08, 2017 1:39 am

بسم الله الرحمن الرحيم
İmam Cafer'in Allah'ın varlığını ispatlayan münazaraları
Ehl-i Beyt imamlarının din dışı akımlarla mücadele ettikleri malumdur.
Allah'ın varlığına iman konusunu reddedenlerle de her imamın münazaraları olmuştur.
İmam Cafer döneminden birkaç örnek aktaracağız.
Hişam b. Hakem, İmam Cafer'in en yakın öğrencilerindendir. İmam, onu münazara ve kelam konusunda yetiştirmiştir.
Muhammed b. İshak şöyle rivayet ediyor: “Abdullah Deysani, Hişam b. Hakem'e sordu: Senin rabbin var mıdır?"
Hişam: “Evet, var” dedi
Deysani: “Peki, bu Rabbin Kadir midir?”
Hişam: “Evet Kadir'dir ve karşı konulmaz güce sahiptir.”
Deysani dedi ki: "Dünyayı küçültmeden ve yumurtayı büyültmeden bütün dünyayı yumurtanın içine sokabilir mi?”
Hişam: “Buna cevap vermem için bana süre ver.”
Deysani: “Sana bir yıl süre veriyorum” dedi ve ayrıldı.
Hişam, hemen İmam Cafer'in huzuruna vardı.
“Ey Resulullah'ın oğlu! Abdullah ed-Deysani bana öyle bir soru sordu ki, bu soruya cevap vermek için Allah'a ve Sana dayanmaktan başka çarem yok.”
İmam: “Sana ne sordu" diye buyurdu.
Hişam: “Bana şöyle şöyle sordu” diye anlattı.
İmam: “Ey Hişam! Kaç duyun var?”
Hişam: “Beş duyum var.”
İmam: “Bunlardan en küçüğü hangisidir?”
Hişam: “Görme duyusu.”
İmam: “Peki, görme duyusunun çapı ne kadardır?”
Hişam: “Bir mercimek kadar veya ondan daha küçüktür.”
İmam buyurdu ki: “Ey Hişam! Ön tarafına ve üst tarafına bak ve ne gördüğünü anlat Bana.”
Hişam: "Gök, yer, evler, saraylar, kara parçaları, dağlar, nehirler görüyorum.”
İmam: “Senin gördüğün bunca varlıkları bir mercimeğin veya ondan daha küçük bir şeyin içine girdirmeye güç yetiren Allah, dünyayı küçültmeden ve yumurtayı da büyütmeden bütün bir dünyayı yumurtanın içine sokabilir.”
Hişam, derhal İmam'a sarıldı, ellerini, ayaklarını öpmeye başladı.
Abdullah Deysani pek çok defa İmam Sadık'ın huzuruna gelmiş ve kendisiyle konuşmuştur.
Deysani bir defasında da İmam Cafer'in huzuruna çıkarak O’na “Senin bir yaratıcının olduğuna ait delilin nedir?” diye sordu.
İmam: “Ben iki halden hariç değilim. Ya kendim kendimi yaratmışım ki, bu durumda da iki şey söz konusu olabilir: Ben kendimi yaratırken ya benim varlığım önceden vardı veya yoktu. Eğer önceden vardıysa o zaman onu yaratmaya ihtiyacım yoktu. Ama eğer önceden yoktuysam sen de biliyorsun ki, yokluk herhangi bir şeyi yaratamaz. Bu durumda üçüncü bir şey sabit olmaktadır ki, o da şudur: Benim bir yaratıcım vardır; O da âlemlerin Rabbi olan Allah'tır.”
Hişam diyor ki, “Deysani hiçbir şey söylemeden kalktı ve gitti.”
Yine bir seferinde tavaf esnasında yanına gelen bir zındık ile uzun sohbetlerinin ardından İmam şöyle buyurmuştur: “Ey Mısırlıların kardeşi! Sizin savunduğunuz ve zaman olduğunu söylediğiniz şey insanları götürüyorsa, neden onları bir daha geri getirmiyor? Şayet geri getiriyorsa, niçin geri götürmüyor? Ey Mısırlıların kardeşi! Herkes bir irade karşısında çaresizdir. Gök yükseltilmiş, yer serilmiştir. Niçin gök yerin üzerine düşmez? Yerle gök neden birbirine çarpmaz ve yerin üzerindekiler neden birbirine girmezler?"
Zındık, “Onları Rableri ve efendileri olan Allah tutuyor” dedi.
Böylece İmam Cafer sayesinde iman etmiş oldu.





http://www.btp.org.tr/content/view/4024/imam-caferin-allahin-varligini-ispatlayan-munazaralari





nuçlanmamakla kalmıyor, Allah’ın varlığında şüpheye düşme yolunu da açıyorlar.
2-  Açık ve Anlaşılabilir Delillerden Faydalanma
Söylenilenler, Masumların (a.s) hiçbir zaman Allah’ın varlığını ispat için delil sunmadıkları anlamına gelmemektedir. Siyerlerine genel bir bakış, Allah’ın varlığını ispat için çok sayıda delil sunduklarını göstermektedir. Örneğin Kafi kitabında bir bölümde “Hudusu’l-Alem ve İsbatu’l-Muhaddis” başlığı açılmış ve burada Allah’ın varlığını ve tevhidi ispat eden rivayetler ve deliller getirilmiştir.[16] Bu siyerlerden bir tanesini zikretmekle yetiniyoruz:
“Mufazzal bin Ömer, Peygamber’in (s.a.a) kabri kenarında İbni Ebi’l-Evca’nın inkârcı sözlerini işitince rahatsız olarak İmam Sadık’ın (a.s) yanına gidiyor. İmam ona rahatsızlığının sebebini soruyor ve o da sebebini anlatıyor. İmam (a.s) ona şöyle buyuruyor:
“Yarın sabah erkenden yanıma gel, sana Allah’ın kâinatı ve kâinattakileri yaratırken kullandığı ilim ve hikmeti öğreteyim. Öyle ki ibret alanlar ondan ibret alsınlar, müminler onunla huzur bulsunlar ve dinsizler hayrete düşerek başıboş dolansınlar.”[17]
İmamlar’ın (a.s) dostları ve öğrencileri, dinsizlerle münazara ederken Allah’ın varlığını ispat hususunda sorun yaşadıklarında İmamlar (a.s) onları yönlendiriyorlardı. Bu siyerlerden iki örneğe teveccüh ediniz.
İlk örnek:
Bir adam İmam Rıza’nın (a.s) yanına geldi ve şöyle dedi: “Yebne Resulullah! Âlemin yaratılmış olduğunun delili nedir?” Buyurdu ki:
“Sen yoktun, oldun. Oysa biliyorsun ki ne kendin kendini yarattın, ne de benzerin seni yarattı.”[18]
İkinci örnek:
Abdullah Deysanî, Hişam bin Hikem’e şöyle sordu: “Acaba bir tanrı var mı?” Hişam “Evet” dedi. “Mutlak kadir midir?” dedi. Hişam “Evet” dedi. Deysanî “Acaba dünya küçülmeden ve yumurta büyümeden, tüm dünyayı bir yumurtanın içine yerleştirebilir mi?” dedi. Hişam “Bana mühlet ver” dedi. Deysanî de “Sana bir yıl mühlet veriyorum…” dedi. Sonra Hişam İmam Sadık’ın (a.s) yanına giderek konuyu anlattı. O da cevabı ona öğretti.[19]
Bu siyerlere dikkat edilirse görülmektedir ki evvela Masumlar’ın (a.s) Allah’ın varlığını ispat için sundukları deliller halkın geneli için açık ve anlaşılabilirdi. İkincisi, İmamlar (a.s) öğrencinin kendisi Allah’ın varlığında şüpheye düştüğünde ve İmam’dan (a.s) yol göstermesini istediğinde veya toplumda Allah’ın varlığıyla ilgili şüpheler revaçta olduğunda Allah’ın varlığını ispat konusuna giriyorlardı.
3-  Allah’ın Sıfatlarını Tanıtma Üzerinde Durma
Masumların (a.s) eğitimsel siyerinde olan konulardan bir diğeri, Allah’ın sıfatlarına fazlasıyla teveccüh etmek, üzerinde durmak ve Müslümanları bu sıfatlarla tanıştırmaktır. Şimdi bu siyerlerden iki örnek veriyoruz.
Birinci örnek:
Peygamber’in (s.a.a) yanına esirleri getirdiler. Esirlerden bir kadın göğsünden süt sağıyordu, esirlerin arasında bir çocuk gördüğünde onu alarak göğsüne yapıştırıyor ve ona süt veriyordu. Peygamber (s.a.a) bize şöyle buyurdu: “Bu kadın kendi çocuğunu ateşe atar mı?” Dedik ki: “Eğer atmama şansı varsa atmaz.” O zaman Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Allah kullarına, bu kadının evladına olduğundan daha şefkatlidir.”[20]
İkinci örnek:
Bir adam içinde yavruların da olduğu bir kuş yuvasını getiriyordu. O yavruların ana-babası da peşinden uçuyor, onun ellerine konuyorlardı. Peygamber (s.a.a) ashabına dönerek şöyle buyurdu:
“Bu iki kuşun yavrularına gösterdikleri davranışlara şaşırıyor musunuz? Beni hak üzere gönderene andolsun ki Allah kullarına, bu iki kuşun evlatlarına olduğundan daha şefkatlidir.”[21]
Bu iki siyer açıkça Peygamber’in (s.a.a), Allah’ın sıfatlarını tanıtma üzerinde fazlasıyla durduğu gerçeğini göstermektedir.
İslami metinlerde de Allah’ın sıfatlarını tanıtma üzerinde çok durulmuştur. Kur’an’da Allah, sıfatlar yoluyla insanlara tanıtılmıştır. Birçok ayette Allah; Semi’, Âlim[22], Fazıl[23], Hayy, Kayyum, Âli, Azim[24], Gani,

http://www.caferilik.com/makaleler/ehl-i-beyt-a-s/1758-peygamber-ve-ehlibeyt’in-siyresinde-inanç-eğitimi

http://www.karsehlibeyt.org/imam-sadik-asin-munazaralari/
الرجوع الى أعلى الصفحة اذهب الى الأسفل
معاينة صفحة البيانات الشخصي للعضو http://duahadith.forumarabia.com
 
البيضة---------
الرجوع الى أعلى الصفحة 
صفحة 1 من اصل 1

صلاحيات هذا المنتدى:لاتستطيع الرد على المواضيع في هذا المنتدى
اهل البيت :: الفئة الأولى :: Hadis, Ayet ve İslami اللغة التركية :: كتابة :: hadis-
انتقل الى: