اهل البيت

اسلامي احاديث خطب ادعية
 
الرئيسيةاليوميةس .و .جبحـثالأعضاءالمجموعاتالتسجيلدخول

شاطر | 
 

 Dünya الدنيا

استعرض الموضوع السابق استعرض الموضوع التالي اذهب الى الأسفل 
كاتب الموضوعرسالة
Admin
Admin
avatar

المساهمات : 613
تاريخ التسجيل : 21/04/2016

مُساهمةموضوع: Dünya الدنيا   الإثنين أبريل 10, 2017 12:34 am

بسم الله الرحمن الرحيم
الدّنيا تسلم
2141.    1- “Dünya (insanı) teslim alır. ” (c. 1, s. 10)

الدّنيا امد، الآخرة أبد
  2142.    2- “Dünya kısa bir süredir, ahiret ise ebedidir. ” (c. 1, s. 10)

الدّنيا تغوى
  2143.    3- “Dünya insanı saptırır. ” (c. 1, s. 16)

الدّنيا تضرّ، الآخرة تسرّ
  2144.    4- “Dünya zarar verir, ahiret ise sevindirir. ” (c. 1, s. 45)

الدّنيا خسران.
  2145.    5- “Dünya hüsrandır. ” (c. 1, s. 55)

الدّنيا فانية
  2146.    6- “Dünya fanidir. ” (c. 1, s. 64)

الدّنيا بالاتّفاق، الآخرة بالاستحقاق
  2147.    7- “Dünya tesadüfler, ahiret ise liyakatler esasıncadır. ” (c. 1, s. 59)

الدّنيا ظلّ زائل
  2148.    8- “Dünya geçici bir gölgedir. ” (c. 1, s. 84)

- الكمال فى الدّنيا مفقود.
  2149.    9- “Dünyada kemal bulunmaz. ” (c. 1, s. 91)

الدّنيا سوق الخسران.
  2150.    10- “Dünya hüsran pazarıdır. ” (c. 1, s. 106)

  2151.    11- “Dünya kötülük tarlasıdır. ” (c. 1, s. 108)

  2152.    12- “Dünya ağlayan kimselerin gülme vesilesidir. ” (c. 1, s. 108)

  2153.    13- “Dünya mihnetler yurdudur. ” (c. 1, s. 112)

  2154.    14- “Dünya ahiretin geçididir. ” (c. 1, s. 120)

  2155.    15- “Akıllı insanların boşadığıdır. ” (c. 1, s. 120)

  2156.    16- “Geçici dünya yurdu pis insanların arzusudur. ” (c. 1, s. 120)

  2157.    17- “Dünya ile sevinmek ahmaklıktır. ” (c. 1, s. 124)

  2158.    18- “Dünya kandırır, zarar verir ve geçer. ” (c. 1, s. 139)

  2159.    19- “Dünya afetler yurdudur. ” (c. 1, s. 153)

  2160.    20- “Dünyaya katılan (kemallerden) kopar. ” (c. 1, s. 165)

  2161.    21- “Dünya mutsuzların arzusudur. ” (c. 1, s. 183)

  2162.    22- “Dünya ahmakların aldanışıdır. ” (c. 1, s. 225)

  2163.    23- “Dünya akıllıların kayma yeridir. ” (c. 1, s. 230)

  2164.    24- “Dünya değişimler yurdudur. ” (c. 1, s. 257)

  2165.    25- “Dünya mihnet yurdudur. ” (c. 1, s. 276)

  2166.    26- “Dünya ahmakların ganimetidir. ” (c. 1, s. 280)

  2167.    27- “Dünyaya rağbet düşmanlık doğurur. ” (c. 1, s. 315)

  2168.    28- “Dünya geçmiş bir gün ve sona ermiş bir ay gibidir. ” (c. 1, s. 316)

  2169.    29- “Dünya gariplerin yurdudur ve mutsuzların vatanıdır. ” (c. 1, s. 316)

  2170.    30- “Dünyaya vurulmak en büyük fitnedir. ” (c. 1, s. 317)

  2171.    31- “Dünya telafi ettiği gibi de kırar. ” (c. 1, s. 321)

2173.    33- “Dünya kendisini tanımayanın yediği bir zehirdir. ” (c. 1, s. 371)

  2174.    34- “Dünya kötülük madeni ve aldanış yeridir” (c. 1, s. 383)

  2175.    35- “Dünya, içen kimseye saf olmaz, ve sahibine (ehline) vefa göstermez. ” (c. 2, s. 33)

  2176.    36- “Dünya musibetlerle doludur. Gece kapıyı facialar ve musibetlerle döver. ” (c. 2, s. 34)

  2177.    37- “Dünya intikal edici ve fanidir. Senin için baki kalsa da sen onun için baki kalamazsın. ” (c. 2, s. 52)

  2178.    38- “İnsanlar dünyanın çocuklarıdır. Çocuk annesinin sevgisi üzere yaratılmıştır. ” (c. 2, s. 64)

  2179.    39- “Dünya açılırsa, açılır, eğer dağılırsa gider. ” (c. 2, s. 78)

  2180.    40- “Dünya zararlı bir alışveriştir. İnsan ise bu alışverişte zarara uğrar. ” (c. 2, s. 71)

  2181.    41- “Dünya hazır bir nasiptir; iyi kötü herkes ondan yer. Ahiret ise içinde kadir olan hükümdarın hükmettiği hak yurdudur. ” (c. 2, s. 84)

  2182.    42- “Dünya bulut gölgesi ve rüya uykuda görülen rüyadır. ” (c. 2, s. 91)

  2183.    43- “İçindeki değişiklikleri gördüğü halde dünyaya bağlanmak cehalettir. ” (c. 2, s. 102)

  2184.    44- “Kandırılmış kimse dünya ile meşgul olan ve ahiretteki payını kaybedendir. ” (c. 2, s. 110)

  2185.    45- “İçindeki kötü değişimleri gördüğü halde dünyaya bağlanmak cehalettir. ” (c. 2, s. 116)

  2186.    46- “Dünya feci bir musibet, acı ölümler ve kesip koparıcı ibretlerdir. ” (c. 2, s. 118)

  2187.    47- “Dünya geçici bir aldanış, yok olucu bir serap ve yıkılmaya meyilli bir dayanaktır. ” (c. 2, s. 121)

  2188.    48- “Dünya nefislerin tuzağı, her ziyan ve zorluğun yeridir. ” (c. 2, s. 119)

  2189.    49- “Dünya vakitleri her ne kadar uzansa da kısadır. Dünyadan faydalanmak her ne kadar çok olsa da azdır. ” (c. 2, s. 160)

  2190.    50- “Dünyandan sakın ki, dönüşünle mutlu olasın ve yerini ıslah edesin. ” (c. 2, s. 181)

  2191.    51- “Dünyaya ayrılan bir zahidin gözüyle bak. Dünyaya şeyda aşığın gözüyle bakma. ” (c. 2, s. 205)

  2192.    52- “Bu kınanmış dünyayı reddedin. Şüphesiz dünya, sizden çok ilgi duyanlarını da terk etmiştir. ” (c. 2, s. 242)

  2193.    53- “Dünyadan kaçın, kalplerinizi ondan çevirin. Zira şüphesiz dünya müminin zindanıdır. Dünyada payı az, dünya hakkında aklı hasta ve gözleri onun hakkında ağırdır (kolay açılmaz). ” (c. 2, s. 260)

  2194.    54- “Terk etmeyi sevmeseniz dahi sizleri terk eden ve yenilenmesini sevdiğiniz halde bedenlerinizi eskiten bu dünyayı, siz de terk edin. ” (c. 2, s. 270)

  2195.    55- “Dünyadan sakın, şüphesiz dünya şeytanın kemendi ve imanın bozucusudur. ” (c. 2, s. 279)

  2196.    56- “Dünyayı sevmekten sakın. Şüphesiz dünya her hatanın kökü ve her belanın kaynağıdır. ” (c. 2, s. 297)

  2197.    57- “Rabbinden olan nasibini ve nezdindeki yakınlığını dünyanın az bir kurumuş otuna satmaktan sakın. ” (c. 2, s. 305)

  2198.    58- “Rabbinden kaçmış bir köle gibi dünya peşinde olduğun bir halde, ölümün sana inmesinden sakın. ” (c. 2, s. 305)

  2199.    59- “Dünyaya vurulmaktan sakın, şüphesiz dünya sana mutsuzluk ve bela verir ve seni baki olanı fani olana satmaya zorlar. ” (c. 2, s. 307)

  2200.    60- “Bilin ki şüphesiz dünya sadece kendisinden yüz çevirmekle güvende olunan ve kendisine ait bir şeyle kendisinden kurtulmanın mümkün olmadığı bir yurttur. ” (c. 2, s. 331)

  2201.    61- “Dünyanın nefislerinize galebe çalmasından sakın. Şüphesiz dünyanın hazırı kirli, geleceği ise hüzündür. ” (c. 2, s. 325)

  2202.    62- “Bu dünyanın kalıntısını ehline bırakacak bir hür var mıdır?” (c. 2, s. 331)

  2203.    63- “Bilin ki şüphesiz dünya adeta sona ermiş, bittiğini ilan etmiş, iyiliği kötülüğe dönüşmüş, yenisi eskimiş ve şişmanı zayıflamıştır. ” (c. 2, s. 332)

  2204.    64- “Sahi ahiret için yaratılan kimsenin dünyayla ne işi vardır? Çok geçmeden kendisinden alınacak, üzerine sadece hesabı ve vebali kalacak bir mala ne yapsın?” (c. 2, s. 333)

  2205.    65- “Bilin ki hiç şüphesiz bugün idman günüdür. Yarın ise yarış günüdür. Kazananların ödülü cennet, geride kalanların akıbeti ise ateştir. ” (c. 2, s. 334)

  2206.    66- “Bilin ki hiç şüphesiz dünyadan size yönelen şimdi yüz çevirmiş, yüz çeviren ise yönelmiştir. ” (c. 2, s. 338)

  2207.    67- “Allah’ın seçkin kulları göçe hazırlanmıştır. Bu baki kalmayan dünyadan az bir şeyi, fani olmayan ahiretin çoğuna karşılık satmışlardır. ” (c. 2, s. 339)

68- “Dünya ehlinin çeşitli hal­lerde akşamını sabah ettiğini görmez misiniz? Birisi ölür, ölüye ağlanır, diğeri kalır, ona da baş sağlığı dilenir, birisi derde uğrar, diğeri zi­yaret eder. Birisi can vermek üzeredir. Biri dünyayı ister, halbuki ölüm de onu istemektedir. Birisi gaflet eder, oysa kendisinden gaflet edilmez. Geride kalanlar da geçip gidenlerin izi üzere giderler. ” (c. 2, s. 367)

  2208.    69- “Hataların en büyüğü dünya sevgisidir. ” (c. 2, s. 398)

  2209.    70- “Dünya elbisesini giymekten daha güzeli, onu çıkarıp atmaktır. ” (c. 2, s. 407)

  2210.    71- “İnsanların en zekisi dünyayı reddedendir. ” (c. 2, s. 413)

  2211.    72- “En büyük musibet ve mutsuzluk dünyaya vurulmaktır. ” (c. 2, s. 414)

  2212.    73- “İnsanların en hüsranda olanı ahirete karşılık dünyadan hoşnut olandır. ” (c. 2, s. 414)

  2213.    74- “Dünya ehli tatsız olayların hedefi, musibetlerin savurduğu ve üzüntülerin yağmaladığı kimselerdir. ” (c. 2, s. 437)

  2214.    75- “Dünya hakkında insanların en mutlusu onu terk edendir. Ahiret hakkında insanların en mutlusu ise onun için amel edendir. ” (c. 2, s. 464)

  2215.    76- “Sana en iyi nasihatçi dünyadır. Ondan öğüt alacak olursan sana aletlerin değişimini gösterir ve seni uzaklıklardan ve dağınıklardan haberdar kılar. ” (c. 2, s. 480)

  2216.    77- “Şüphesiz yeryüzünün içi ölü, dışı ise hastadır. ” (c. 2, s. 494)

  2217.    78- “Şüphesiz dünyanın ciddiyeti şaka, izzeti zillet ve yüceliği aşağılıktır. ” (c. 2, s. 503)

  2218.    79- “Şüphesiz dünya yokluk, zorluk, zeval ve intikal yurdudur. Lezzetleri, hayatın kararmasıyla eşit değildir. Dünyanın mutlulukları mutsuzluklarına vefa göstermez, yükselişleri alçalışına karşı direnmez. ” (c. 2, s. 515)

  2219.    80- “Şüphesiz fani güzellikleri talep eden nefis bu yolda helak düşer ve dönüşü hususunda da mutsuz olur. ” (c. 2, s. 537)

  2220.    81- “Şüphesiz dünya ile yarın saadete erecek olanlar bu gün dünyadan kaçanlardır. ” (c. 2, s. 553)

  2221.    82- “Şüphesiz dünya dini bozucu ve yakini yok edicidir. Şüphesiz dünya fitnelerin başı ve mihnetlerin köküdür. ” (c. 2, s. 532)

  2222.    83- “Şüphesiz Me’va cennetini mevcut dünyaya satan kimsenin çabası zayi olur ve alışverişinde hüsrana uğrar. ” (c. 2, s. 519)

  2223.    84- “Şüphesiz dünya ve ahiretin misali iki karısı olan erkek misalidir. Biri razı olunca diğeri öfkelenir. ” (c. 2, s. 538)

  2224.    85- “Şüphesiz ahiretten çok kendisine mevcut dünyanın hakim olduğu ve dünya işlerinin kendisine ahiret işlerinden çok galip geldiği kimse, şüphesiz baki olanı fani olana satmış, ebedi yurdu yokluk yurduna değiştirmiş, kendisini helak etmiş, kendisi için değişen ve yok olan nasipten hoşnut olmuş ve kendisini doğru yoldan alıkoymuştur. ” (c. 2, s. 584)

  2225.    86- “Şüphesiz dünya sıkıntı, yokluk, değişim, ibret yurdu, fitne ve mihnet yeridir. ” (c. 2, s. 623)

  2226.    87- “Şüphesiz dünya büyük facialar yurdudur. Her kimin gidişi hızlandırılırsa (ömrü kısa olursa) kendi musibetine duçar olur. Her kime de mühlet verilirse dostlarını musibetine duçar olur. ” (c. 2, s. 623)

  2227.    88- “Şüphesiz dünya yüz çevirmiş ve ayrılığını ilan etmiştir ve şüphesiz ahiret ise yönelmiş ve aşikar olmuştur. ” (c. 2, s. 624)

  2228.    89- “Şüphesiz dünya ters yüz ve baş aşağı olmuştur. Lezzetleri kararmış, bağışları hüzün vericidir. Yaşamı dert dolu, kalışı geçicidir. Talep edenine inatçılık etmekte ve süvarisi helak etmektedir. Kendisine güvenene hıyanet etmektedir. Kendisine dayananı yerinden söküp almaktadır. Topluluğu dağılmaya yüz tutmuş bağı kopmak üzeredir. ” (c. 2, s. 624)

  2229.    90- “Dünyanın Allah nezdinde aşağılığı için, günahın sadece dünyada işlenmesi ve Allah nezdinde olana sadece dünyayı terk etmekle ulaşılabilmesi yeter. ” (c. 2, s. 625)

  2230.    91- “Allah'a and olsun bu dünyanız benim gözümde, cüzamlının elinde bulunan sıyırmış domuz kemiğinden ve bir çekirgenin ağzıyla çiğnediği yapraktan daha değersizdir. Ali’nin fani olacak nimetler ve baki olmayan lezzetlerle işi ne!” (c. 2, s. 626)

  2231.    92- “Dünyanın durumu, yılana benzer; do­ku­nunca yumuşak gelir, fakat zehiri öldürür. Sana hoş gelen şeyden yüz çevir. Zira çok azı seninle kalır. Onunla en fazla dost olduğun zaman, ondan en fazla sa­kınacağın zaman olsun. ” (c. 2, s. 626)

  2232.    93- “Dünya bir dev gibidir; kendisine uyanı saptırır, kendisine cevap vereni helak eder. Şüphesiz dünyanın yok oluşu hızlı ve nakli acildir. ” (c. 2, s. 627)

  2233.    94- “Şüphesiz dünya arayanın yöneldiği gibi yönelmiş, kaçanın sırt çevirdiği gibi sırt çevirmiş, padişahların birleştiği gibi birleşmiş ve acemi aceleci insanların ayrıldığı gibi ayrılmıştır. ” (c. 2, s. 629)

  2234.    95- “Şüphesiz dünya nankör, inatçı, hileci ve inkarcı bir binektir. Hak yoldan çıkar ve sapar hali sürekli değişmekte ve huzuru sallanıp durmaktadır. İzzeti horluk, ciddiyeti şaka, çokluğu az, yüceliği aşağılıktır. İnsanları zorluk, can çekişme, katılma ve ayrılma haleti içindedir. Dünya çalma, yağma ve helak yeridir. ” (c. 2, s. 630)

  2235.    96- “Şüphesiz dünya emanet bir konaktır. Kalma yeri değildir. Hayrı az ve şerri hazırdır, varlığı çalınır, bayındır yerleri viran olur. ” (c. 2, s. 630)

  2236.    97- “Şüphesiz dünya değişen bir aldatıcı, geçici bir gölge, eğri bir dayanaktır. Bağışı musibete arzuyu ölüme iliştirir. ” (c. 2, s. 634)

  2237.    98- “Şüphesiz dünyanın hayatı kısa, hayrı az, yönelişi hile, sırt çevirişi musibet, lezzetleri fani, sonuçları ise kalıcıdır. ” (c. 2, s. 635)

  2238.    99- “Şüphesiz dünya başı sıkıntı, sonu fena, helalinde hesap, haramında ceza olan bir yurttur. Dünyada güçlenen fitneye düşer ve fakir olan hüzünlenir. ” (c. 2, s. 635)

  2239.    100- “Şüphesiz dünya bedenleri yıpratır, arzuları yeniler, ölümü yakınlaştırır, (ölüm yaklaşınca da) arzuları uzaklaştırır; kim onu elde ederse, bitkin düşer; kim de onu kaybederse, zahmete düşer. ” (c. 2, s. 639)

  2240.    101- “Şüphesiz dünya geçici bir yurt ve meşakkat yeridir. Sakinleri yolcu, ikamet edenleri terk etmeye mecburdurlar. Süsü hile, sözü yalan, malı yağmalanmıştır. Değerli malı ganimet alınmıştır. Bilin ki dünya heveslendiren kötü bir kadın gibidir. Kendisini gösterir sonra nefretle sırt çevirir. Dünya asi ve inatçı bir merkep gibidir. Hıyanet eden bir yalancıdır. ” (c. 2, s. 636)

  2241.    102- “Şüphesiz dünya mihnet yurdu ve fitne yeridir. Yolunda çalışan onu kaybeder, ardından gitmeyenin peşice gelir. Kendisine bakanı kör eder, ondan basiret elde etmek isteyeni basiretli kılar. ” (c. 2, s. 637)

  2242.    103- “Şüphesiz dünya ecelleri yaklaştırır, arzuları uzaklaştırır, insanları yok eder, halleri değiştirir. Ona galip gelmek isteyeni mağlup eder, onunla boğuşanı yere serer. Ona isyan edene itaat ettirir. Onu terk edenin yanına gelir. ” (c. 2, s. 638)

  2243.    104- “Şüphesiz dünya bir tuzak gibidir. Kendisine rağbet edeni kuşatır, kendisinden yüz çevirenden sakınır. O halde kalbinle ona meyletme, yüzünle ona yönelme. Aksi taktirde seni tuzağa düşürür ve yokluğa atar. ” (c. 2, s. 641)

  2244.    105- “Şüphesiz dünya çok aldatıcı ve hilecidir. Bağışladığı halde önleyici, örttüğü halde çıplak bırakıcıdır. Rahatlığı kalıcı değildir, sıkıntı ve dertleri bitmez, belası kalmaz. ” (c. 2, s. 641)

  2245.    106- “Şüphesiz dünya bağışlar ve alır. İtaat eder ve isyana kalkışır, ürkütür ve ısındırır. Tamaha düşürür ve ümitsiz kılar. Mutlular ondan yüz çevirir,, mutsuzlar ise ona rağbet eder. ” (c. 2, s. 642)

  2246.    107- “Şüphesiz dünyanın hayrı az, kötülüğü hazır, lezzetleri az, hasreti uzun, nimetleri sıkıntı ve zorlukla karışıktır. Uğurlu oluşunu uğursuzlukla birlikte kılmış, faydasını zarara iliştirmiş ve tatlılığını acıyla iç içe kılmıştır. ” (c. 2, s. 640)

  2247.    108- “Şüphesiz dünyanın hiçbir halet üzere kalmaması ve sürekli değişmesi onun hayırsızlığındandır. Bir tarafı diğer tarafın fesadıyla ıslah eder. Birini diğerinin hüznüyle sevindirir. Onda kalmak tehlikeli ve ona güvenmek korkunçtur. Onda ebedi kalmak imkansız ve dayanmak sapıklıktır. ” (c. 2, s. 648)

  2248.    109- “Şüphesiz dünya bulutun gölgesi ve uykunun rüyasıdır. Sevinci hüzne bağlı, balığı zehirle karışıktır. Nimetleri çalıcı, ümmetleri yiyici ve cezaları cezbedicidir. ” (c. 2, s. 644)

  2249.    110- “Şüphesiz dünya kimseye vefa etmez hiçbir içiciye berrak olmaz, nimetleri elden ele geçer, halleri değişir, lezzetleri fani olur, sonuçları kalır. O halde dünya senden yüz çevirmeden sen dünyadan yüz çevir. Dünya seni değiştirmeden sen onu değiştir. ” (c. 2, s. 645)

  2250.    111- “Şüphesiz dünyanın değişiklikleri hızlı, intikali çok, vefasızlığı şiddetli, hilesi sürekli, hali sarsıntılı, nimetleri değişici, rahatlığı azalıcı ve lezzetleri kararmış, isteyeni hor, binicisi kayıcıdır. ” (c. 2, s. 648)

  2251.    112- “Şüphesiz dünya bazen tesadüfen cahil insana yönelir ve liyakat esasınca akıllı kimseden yüz çevirir. O halde cahillik halinde bir miktarı yanına gelirse veya akıl sahibi iken bir isteğin elden giderse sakın bu seni cahil olmaya zorlamasın ve akıldan soğutmasın. Şüphesiz bu seni ayıplı kılar ve yokluğa sürükler. ” (c. 2, s. 645)

  2252.    113- “Şüphesiz dünya bela yurdu olarak tanınmış ve vefasızlık ile nitelendirilmiştir. Halleri devam etmez, tutunanları salim kalmaz. Ondan hayat kınanmış ve güvenlik yok olmuştur. ” (c. 2, s. 643)

  2253.    114- “Şüphesiz dünya tatlı ve güzeldir. Şehvetlerle ihata edilmiştir. Az berrak suyu yağmış, arzularla süslenmiş ve hile ile ziynetlenmiştir. Sevinci sürekli değildir. Musibetinden kimse güvende değildir. Çok aldatıcı çok zarar verici, değişici zeval bulucu, fena olucu, yok edici ve helak edicidir. ” (c. 2, s. 649)

  2254.    115- “Şüphesiz dünya görünüşü görene hoş gelmiştir. Ama yok edici bir sonucu vardır. Hile ile süslenmiş, süsü ile insanları aldatmıştır. Allah nezdinde hor olan bir yurttur. Helali haram, hayrı şer, tatlılığı acıyla karışıktır. Allah dostları için onu temizlememiş ve düşmanlarına onu esirgememiştir. ” (c. 2, s. 650)

  2255.    116- “Şüphesiz dünyada her yudumda boğaza kaçma, her lokmada boğaza tıkanma vardır. İnsan bir nimetten ayrılmadıkça, başka bir nimete kavuşamaz. Ömründen bir günden ayrılmadıkça yeni bir güne kavuşamaz. Kendisi için bir eser ölmedikçe başka bir eser ihya olmaz. ” (c. 2, s. 651)

  2256.    117- “Şüphesiz dünyada öyle kimseler vardır ki biriktirilmiş hazineler onların yanındadır. Onlar sizin nezdinizde kınanmış ve kovulmuşlardır. Sizler kazanınızın kapağını açtığınız gibi Allah’ın dini de onların vesilesiyle açılır, çekirgeler gibi her yere dolar ve şehirlerin zorbalarını yok ederler. ” (c. 2, s. 655)

  2257.    118- “Allah dünyayı, dünyadan sonrası için yarattı. Dünya ehlini de hangisinin güzel amel işleyeceğini bilmek için imtihan etti. Biz dünya için yaratılmadık ve dünya için çalışmakla da emrolunmadık. Biz, dünyaya imtihan edilmek için yerleştirildik ve içinde sonrası için amel ederiz. ” (c. 2, s. 659)

  2258.    119- “Şüphesiz dünya ahiretten gaflet meşgalesidir. Dünyada olan kimse, dünya kendisine bir hırs ve iştiyak kapısı açmadıkça bir bağışa ulaşamaz. ” (c. 2, s. 658)

  2259.    120- “Şüphesiz dünya sizin duracağınız ve karar kılınacağınız bir yurt olarak yaratılmadı. Şüphesiz dünya ebedi yurt için salih amelleri azık alacağınız bir geçiş yeri kılındı. O halde hızla göçe hazırlanın. Hazır nimetler sizi aldatmasın. Fitneler sizi kandırmasın. ” (c. 2, s. 652)

  2260.    121- “Dünya öyle bir yurttur ki orada (züht) olmadan hiç kimse ondan kurtulamaz, esenliğe kavuşamaz. İnsanlar dünyaya imtihan nedeniyle müptela olmuşlardır. O halde dünyadan dünya için elde ettikleri şeyler ellerinden çıkacaktır. (Ölüm halinde geride bırakacaktır. Ahirette ise) Ondan hesabını soracaklardır. Ama dünyadan gayrisi (yani ahiret için elde ettikleri) kendisi için baki kalır ve sü­rekli onunla olur, ondan ayrılmaz. O halde dünya akıl sahip­leri nezdinde gölgenin dönüşünü andırmaktadır ki yayar yaymaz bir de bakarsın toplanıvermiş; fazlalaşır fazla­laşmaz bir de bakar­sın kısalıvermiş. Şüphesiz münezzeh olan Allah sizi dünyadan sakındırarak, uyararak, korkutarak ve bildirerek özrü bertaraf etmiştir. ” (c. 2, s. 661)

  2261.    122- “Dünya öyle bir yurttur ki fani-yok olması ve ehlinin de sonunda onu bıra­kıp gitmesi-ayrılması takdir edilmiştir. (Dünya, ehli naza­rında) Pek tatlı, yem­yeşildir. Dünya hemen-hızla kendini taleb edene gelir ve ken­dine bakanın kalbine (sevgi) katar-karıştırır O halde dünyadan en güzel azıkla göçün-ayrılın. Dünyadan kendinize yeten şeyden fazlasını istemeyin ve size ula­şan-erişenden fazlasını taleb etmeyin. ” (c. 2, s. 660)

  2262.    123- “Dünya, ona doğru davranana doğruluk yurdu, ondan bir şey anlayana afiyet yurdu, ondan azık toplayana zenginlik yurdu ve onunla öğüt alana öğüt yurdudur. Dünya, Allah dostlarının secde yeri (mescidi), meleklerinin namazgahı, vahyinin iniş yeri ve dostlarının ticaret yurdudur. Onlar, orda çalışmalarıyla rahmeti elde ettiler, cenneti kazandılar. Dünya, ayrılacağını bildirdiği, uzaklaşacağını ilan ettiği, kendisinin ve ehlinin faniliğini anlattığı halde onu kınayan kimdir? Oysa dünya belasıyla belayı onlar için örnek vermiştir; neşesiyle onları neşeye teşvik etmiştir. Meyillendirmek, korkutmak, sakındırmak ve uyarmak için geceyi afiyetle sabahlar, gündüzü ise felaket ve faciayla akşamlar. Bu yüzden bazıları pişmanlık sabahı dün­yayı kınar, bazısı ise kıyamet günü onu över. (Zira) dünya, (ahireti) onlara hatırlatmış, onlar da onu hatırlamışlardır (düşünüp öğüt almışlar­dır); dünya onlara haber vermiş, onlar da tasdik etmiş­lerdir; dünya onlara öğüt vermiş, onlar da öğüt almışlardır. ” (c. 2, s. 652)

  2263.    124- “Şüphesiz dünya körün gözünün sonudur ki arkasındaki hiçbir şeyi görmez, ama gözü olan kimselerin gözü bu dünyadan öteye geçer ve dünyanın ötesinde bir yurt olduğunu bilir. Böylece gözü olan insan dünyadan göçer ama gözleri görmeyen dünyaya doğru yol alır. Gözleri gören insan dünyadan azık alır, ama gözleri görmeyen insan dünya için azık alır. ” (c. 2, s. 655)

  2264.    125- “Allah’ı seviyorsanız kalbinden dünya sevgisini çıkarın. ” (c. 3, s. 22)

  2265.    126- “Şüphesiz benim dünyayı kesin üç talakla boşadım. Artık geriye dönüş yok, dizginlerini boynuna attım. ” (c. 3, s. 46)

  2266.    127- “Şüphesiz eğer sen dünyaya yönelirsen dünya sana sırt çevirir. ” (c. 3, s. 54)

  2267.    128- “Şüphesiz sen dünyaya sırt çevirirsen, dünya sana yönelir. ” (c. 3, s. 54)

  2268.    129- “Şüphesiz dünya için amel edersen alışverişin hüsrana uğrar. ” (c. 3, s. 54)

  2269.    130- “Şüphesiz dünya sevgisinden daha zararlı bir amelle münezzeh olan Allah’ı mülakat etmezsin. ” (c. 3, s. 58)

  2270.    131- “Şüphesiz eğer dünyaya rağbet ederseniz ömrünüzü sizlere baki kalmayacak ve sizlerin de kendisine baki kalmayacağınız bir şeyde tüketmiş olursun. ” (c. 3, s. 67)

  2271.    132- “Şüphesiz dünya kendisini tanımayanın düştüğü bir tuzaktır. ” (c. 3, s. 76)

  2272.    133- “Şüphesiz dünya farklı haletler geçici haller ve bela oklarının hedefleridir. ” (c. 3, s. 76)

  2273.    134- “Şüphesiz dünya bir leştir. Kardeşler gibi üzerine toplananlar ise kardeşlikleri birbirlerini parçalamaktan ve birbirlerine saldırmaktan alı koymayan köpekler gibidirler. ” (c. 3, s. 80)

  2274.    135- “Dünya ehli, ancak havlayan köpekler, av peşinde koşan canavarlardır. Biri diğerini ısırır; üstün olan zayıf olanı yer; büyüğü küçü­ğünü kahreder; ona galip gelir. Dünya ehli; bazıları ayakları bağlanmış, bazıları ise serbest bırakılmış develer gibidir. Akıllarını kaybetmiş, meçhule dalıp gitmişlerdir. ” (c. 3, s. 81)

  2275.    136- “Şüphesiz dünya serap gibi yok olacak ve bulutlar gibi dağılacak çok az günlerin metasıdır. ” (c. 3, s. 84)

  2276.    137- “Dünyayı deneyen kimsenin misali dar ve kuru bir konaktan geniş, yeşil ve şen bir konağa yolculuk edenlerin misalidir. Geniş ve karar kılacakları yere varmak için yolun zorluğu, yolculuğun meşakkati ve yiyecek sıkıntısına katlanırlar. ” (c. 3, s. 88)

  2277.    138- “Nefsin afeti dünyaya vurulmaktır. ” (c. 3, s. 102)

  2278.    139- “Ahirete kötü giden kimse, dünya sevgisini tercih etmekle kötü gitmiştir. ” (c. 3, s. 232)

  2279.    140- “Dünya kötü bir evdir. ” (c. 3, s. 258)

  2280.    141- “Dünyaya vurulmanın meyvesi büyük sıkıntıdır. ” (c. 3, s. 326)

  2281.    142- “Dünyanın serveti ahiretin fakirliğidir. ” (c. 3, s. 351)

  2282.    143- “Dünyaya sığınanın varlığı çalınmış ve dünyadan bol nasiplenen musibete uğramıştır. ” (c. 3, s. 361)

  2283.    144- “Dünyanın bağışı yokluktur. Rahatlığı sıkıntı, esenliği yokluk ve bağışları yağmalanmıştır. ” (c. 3, s. 361)

  2284.    145- “Aklın meyvesi dünyaya düşmanlık ve nefsani istekleri bastırmaktır. ” (c. 3, s. 334)

  2285.    146- “Dünya sevgisi her hatanın başıdır. ” (c. 3, s. 395)

  2286.    147- “Dünya sevgisi fitnelerin başı ve sıkıntıların köküdür. ” (c. 3, s. 395)

  2287.    148- “Dünya çocuklarına karışmak belanın başı ve takvanın fesadıdır. ” (c. 3, s. 448)

2289.    150- “Dünyanın değeri az, hasılı küçük, sevinci haksız, bağışları aldatıcıdır. ” (c. 3, s. 454)

  2290.    151- “Dünya hayrı değersiz ve kötülüğü hazırdır. ” (c. 3, s. 431)

  2291.    152- “Dünya sevgisi tamahı gerektirir. ” (c. 3, s. 396)

  2292.    153- “Dünya sevgisi aklı bozar, kalbi hikmet duyma hususunda sağır eder ve şiddetli bir azaba sebep olur. ” (c. 3, s. 397)

  2293.    154- “Dünya tatlılığı ahiret acılığını ve kötü akıbeti gerektirir. ” (c. 3, s. 398)

  2294.    155- “Dünya tatlılığı sabr (çok acı bir ilaç), yemeği zehir ve sebepleri çürümüş iptir. ” (c. 3, s. 399)

  2295.    156- “Dünyanın dirisi ölüm ile, sıhhatlisi hastalık ile karşı karşıyadır. Ölüm ve belaların hedefidir. ” (c. 3, s. 400)

  2296.    157- “Dünya ehline mutsuzluk, fena, yokluk ve helak hükmü verilmiştir. ” (c. 3, s. 413)

  2297.    158- “Dünya şehvetlerle sarılmış, hazır lezzetlerle kendini sevdirmiş, hilelerle süslenmiş ve arzularla ziynetlenmiştir. ” (c. 3, s. 414)

  2298.    159- “Dünyanın hayrı hasret ve şerri ise pişmanlıktır. ” (c. 3, s. 423)

  2299.    160- “Afetlerin başı dünyayı sevmektir. ” (c. 4, s. 54)

  2300.    161- “Dünya belalar ile sarılmış ve vefasızlıkla nitelendirilmiştir. Ahvali devam etmez, kendisine inenleri salim olmaz. ” (c. 4, s. 14)

  2301.    162- “Dünya, sahibine hordur, helali haramına, hayrı şerrine ve tatlılığı acısına karışmıştır. ” (c. 4, s. 14)

  2302.    163- “Fena yurdu asillerin yattığı yer, mutsuzların ve saldırganların yurdudur. ” (c. 4, s. 15)

  2303.    164- “Dünyayı anmak en acı derttir. ” (c. 4, s. 31)

  2304.    165- “Dünya horluğu, ahiret izzetidir. ” (c. 4, s. 32)

  2305.    166- “Dünyadan nice sakınılması gereken şey senin nezdinde hesaba gelmez. ” (c. 4, s. 77)

  2306.    167- “Nefsi dünyanın süslerinden alı koymak aklın meyvesidir. ” (c. 4, s. 88)

  2307.    168- “Dünyadan hoşnut olman, seçiminin kötülüğünden ve talihinin mutsuzluğundandır. ” (c. 4, s. 92)

  2308.    169- “Dünyanın artışı, ahireti bozar. ” (c. 4, s. 113)

  2309.    170- “Dünyanın ziyneti, zayıf akılları bozar. ” (c. 4, s. 114)

  2310.    171- “Aklın bozulma sebebi dünya sevgisidir. ” (c. 4, s. 125)

  2311.    172- “Dünya saltanatı zillet ve yüceliği aşağılıktır. ” (c. 4, s. 131)

  2312.    173- “Dünyanın sevinci aldatıcı ve metası yok olucudur. ” (c. 4, s. 132)

  2313.    174- “Mihnetlerin en kötüsü dünya sevgisidir. ” (c. 4, s. 172)

  2314.    175- “Fitnelerin en kötüsü dünya sevgisidir. ” (c. 4, s. 177)

  2315.    176- “Ahiretin salahı dünyayı reddetmektir. ” (c. 4, s. 196)

  2316.    177- “Dünyanın sıhhati hastalık ve lezzeti derttir. ” (c. 4, s. 198)

  2317.    178- “Dünyanın talakı, ahiretin mehiridir. ” (c. 4, s. 250)

  2318.    179- “Dünyayı taleb etmek fitnenin başıdır. ” (c. 4, s. 250)

  2319.    180- “Dünyayı dini ile taleb eden cezalandırılır ve kınanır. ” (c. 4, s. 251)

  2320.    181- “Dünyayı taleb eden ahireti kaybeder, ölüm ona çatar ve aniden yakalar ve dünyadan sadece kendi nasibine erişir. ” (c. 4, s. 255)

  2321.    182- “Dünyanın süslerinden yüz çeviren kimse cennet müjdesinin sevincine erişmiştir. ” (c. 4, s. 275)

  2322.    183- “Fena yurdunu ima eden ve beka yurdunu terk eden kimseden şaşarım. ” (c. 4, s. 336)

  2323.    184- “Nefsini tanıyan kimse fena yurduna nasıl ünsiyet edebilir, şaşarım!” (c. 4, s. 339)

  2324.    185- “Dünyanın kulu sürekli fitne ve beladadır. ” (c. 4, s. 353)

  2325.    186- “Dünyanın nihayeti fenadır. ” (c. 4, s. 370)

  2326.    187- “Dünyanın hilesi insanı yere serer. ” (c. 4, s. 378)

  2327.    188- “Ey dünya! Hileni bilmeyen ve hile tuzakların kendisine gizli kalan kimseyi kandır. ” (c. 4, s. 383)

  2328.    189- “Dünya hiledir, dünyada olan her şey aldatış vesilesidir ve üzerindeki her şey fanidir. ” (c. 4, s. 385)

  2329.    190- “Dünya çok aldatıcı, çok zarar vericidir. Sürekli değişici, zahir olucu, yok olucu ve biticidir. ” (c. 4, s. 387)

  2330.    191- “Dünya yemeği öldürücü bir zehir, sebepleri ise eski iplerdir. ” (c. 4, s. 387)

  2331.    192- “Dünyadan el çekmekle kurtuluşa erişilir. ” (c. 4, s. 394)

  2332.    193- “Dinin fesadı dünyadır. ” (c. 4, s. 417)

  2333.    194- “Dünyanın tüm karları hüsrandır. ” (c. 4, s. 530)

  2334.    195- “Dünya dostluğu ve ahireti terk hususunda birbirinizle samimice anlaşmışsınız. ” (c. 4, s. 481)

  2335.    196- “Şüphesiz dünya hileleriyle süslenmiş ve ziynetleriyle aldatmıştır. ” (c. 4, s. 484)

  2336.    197- “Dünyanın tüm nimetleri helak ve yok olucudur. ” (c. 4, s. 532)

  2337.    198- “Az dünyanın bekası devam etmez, çok dünya ise beladan güvende değildir. ” (c. 4, s. 517)

  2338.    199- “Her fani azdır. ” (c. 4, s. 526)

  2339.    200- “Dünyadan her şeyin işitilmesi, görülmesinden daha büyüktür. ” (c. 4, s. 542)

  2340.    201- “Şüphesiz dünyada tatlı olan her şey acı olmuş ve saf olanlar bulanıklaşmıştır. ” (c. 4, s. 483)

  2341.    202- “Şüphesiz (peygamber) dünyayı küçümsemiş ve horlamıştı. Başkalarının yanında da dünyayı horluyordu. Allah’ın dünyayı kendi iradesiyle kendisinden aldığı ve başkalarına imtihan için yaydığını verdiğini biliyordu. ” (c. 4, s. 489)

  2342.    203- “Mihnet dünya sevgisi ile birlikte kılınmıştır. ” (c. 4, s. 495)

  2343.    204- “Dünyanın tüm kolaylıkları zorluktur. ” (c. 4, s. 540)

  2344.    205- “Az bir dünya çok ahireti ortadan kaldırır. ” (c. 4, s. 512)

  2345.    206- “Dünyanın tüm hali sarsıntılı, varlığı çalınmış ve intikal halindedir. ” (c. 4, s. 544)

  2346.    207- “Dünyanın tüm müddeti bitici ve içindeki tüm diriler ölücü ve fani olucudur. ” (c. 4, s. 545)

  2347.    208- “Güneş ve gece bir araya gelmediği gibi Allah ve dünya sevgisi ile bir araya gelmez. ” (c. 4, s. 624)

  2348.    209- “Nice bina yapan kimse, içinde oturmamıştır. ” (c. 4, s. 553)

  2349.    210- “İnsan dünyayla ne kadar fazla uğraşırsa ona o kadar bağlanır, onu o kadar hüsran yollarına sokar ve helak edici şeylere düşürür. ” (c. 4, s. 619)

  2350.    211- “Kalbinde dünya sevgisi yer eden kimse nasıl Allah sevgisini iddia edebilir?” (c. 4, s. 566)

  2351.    212- “Dünyaya güvenen nice kimse faciaya düçar kalmıştır. ” (c. 4, s. 551)

  2352.    213- “Nice dünyaya güvenen kimse yere serilmiştir. ” (c. 4, s. 551)

  2353.    214- “Dünyadan kopucu olun ve ahirete bağlanın. ” (c. 4, s. 616)

  2354.    215- “Dünya ile ünsiyet kurduğunda ondan daha fazla sakınıcı ol. ” (c. 4, s. 607)

  2355.    216- “Günlerin dönüşü rüyalardır, lezzetleri dertlerdir ve bağışları ise yokluk ve hastalıklardır. ” (c. 4, s. 627)

  2356.    217- “Dünyanın çokluğu azlık, izzeti zillet, süsleri saptırıcı ve bağışları fitnedir. ” (c. 4, s. 597)

  2357.    218- “Nice azamet sahibini dünya hor kılmıştır. ” (c. 4, s. 551)

  2358.    219- “Dünyanın şüphesiz kendi yurtlarını olmadığı bilen ve onu (ahiret ile) değiştiren topluluk gibi olun. ” (c. 4, s. 617)

  2359.    220- “Fayda vermeyen bir şey zarar verir. Dünya tatlılığı ve acılığı ile göçer, fakirlik ilahi zenginlik ile birlikte olunca zarar vermez. ” (c. 4, s. 620)

  2360.    221- “Dünyadan bir şey kaybedince bu (senin için) bir ganimettir. ” (c. 4, s. 622)

  2361.    222- “Dünya ile meşgul olan kimse nasıl ahiret için amel etsin. ” (c. 4, s. 559)

  2362.    223- “Her doğan şeyin bir batışı vardır. ” (c. 5, s. 10)

  2363.    224- “Dünyayı nefsin için bir paha ve Allah nezdinde senin için olanlara bir karşılık görmen (karlı) ticaret değildir. ” (c. 5, s. 39)

  2364.    225- “Dünyadan bir sevince erişen herkes ardından bir hüzne boğulur. ” (c. 5, s. 94)

  2365.    226- “Rahatlık bulutu kime gölge ederse, üzerine bela yağmuru yağar. ” (c. 5, s. 103)

  2366.    227- “Dünya için amel eden hüsrana uğrar. ” (c. 5, s. 181)

  2367.    228- “Kendisinden el çeken kimseye dünya, istemediği halde gelir. ” (c. 5, s. 222)

  2368.    229- “Dünyadan öne geçmeye çalışan kimseyi dünya kaybeder. ” (c. 5, s. 161)

  2369.    230- “Dünyadan uzak duran kimseyi dünya taleb eder. ” (c. 5, s. 161)

  2370.    231- “Dünya ile boğuşan kimse, dünya yere serer. ” (c. 5, s. 162)

  2371.    232- “Dünyaya isyan edene, dünya itaat eder. ” (c. 5, s. 162)

  2372.    233- “Dünyadan yüz çevirene, dünya bizzat gider. ” (c. 5, s. 162)

  2373.    234- “Dünyaya sahip olanın yere serilmesi çok olur. ” (c. 5, s. 239)

  2374.    235- “Dünyayı imar eden kimse, ahiretini harab eder. ” (c. 5, s. 277)

  2375.    236- “Dünyayı çok taleb eden kimse, kendisini helak eden şeyleri çok taleb etmiştir. ” (c. 5, s. 260)

  2376.    237- “Dünyayı az taleb eden kimse, kendisine güven veren şeyleri çok taleb etmiştir. ” (c. 5, s. 259)

  2377.    238- “Dünya süsü kendisine hoş gelen kimseye hileler galip gelir. ” (c. 5, s. 242)

  2378.    239- “Dünyadan hoşnut olan kimseyi ahiret zayi eder. ” (c. 5, s. 282)

  2379.    240- “Dünyadan olan her şeyin bir sonu ve yok oluşu vardır. ” (c. 5, s. 17)

  2380.    241- “Şüphesiz dünya sizlere örtüsünü kaldırmış ve hepinize eşit şekilde ilan etmiştir. ” (c. 5, s. 32)

  2381.    242- “Dünya sevgisi için kulaklar hikmeti duymaya karşı sağır olmuş ve kalpler basiret nurundan körelmiştir. ” (c. 5, s. 42)

  2382.    243- “Münezzeh olan Allah dünyayı kulları için seçmemiş ve onu düşmanlarından esirgememiştir. ” (c. 5, s. 94)

  2383.    244- “Verdiği sıkıntılar yüzünden kendisinden yüz çeviren kimse dışında, hiç kimse dünyadan hoş bir yüz görmemiştir. ” (c. 5, s. 95)

  2384.    245- “Dünya ehli akıl edecek olsaydı dünya harab olurdu. ” (c. 5, s. 111)

  2385.    246- “Dünya Allah nezdinde övülmüş olsaydı onu dostlarına özgü kılardı. Lakin Allah dostlarının kalbini ondan çevirtmiş, dünya hakkındaki tamahlarını yok etmiştir. ” (c. 5, s. 119)

  2386.    247- “Dünyadan kendisini hoşnut kılacağını isteyen kimsenin (başkalarına) kötü isnatları çoğalır, saldırganlığı uzar. ” (c. 5, s. 312)

  2387.    248- “Sizden birine dünya baki olsaydı; dünya, şu anda elinde olan kimseye ulaşmazdı. ” (c. 5, s. 122)

  2388.    249- “Dünya süsü gözüne hoş gelen kimsenin gözlerinin körlüğü ardından gelir. ” (c. 5, s. 369)

  2389.    250- “Dünyanın hilesine güvenen kimse, korkması gereken şeyden kendisini güvende görür. ” (c. 5, s. 318)

  2390.    251- “Kalbi dünya sevgisine bağlanan kimse üç şeye bağlanmış olur: Sürekli hüzün, kendisini bırakmayan bir hırs ve ulaşamayacağı bir arzu. ” (c. 5, s. 359)

  2391.    252- “Dünyaya zannı güzel olan kimseye mihnet ve zorluk hakim olur. ” (c. 5, s. 379)

  2392.    253- “Dünya süsüne rağbet eden kimse istediği bekayı kaybeder. ” (c. 5, s. 371)

  2393.    254- “Dünyaya mağlub olan kimse, önünü görmekten kör olur. ” (c. 5, s. 383)

  2394.    255- “Dünyayı imar eden kimse dinini bozar ve ahiretini harab eder. ” (c. 5, s. 383)

  2395.    256- “Gözünü dünyanın çocuklarıyla sınırlandıran kimse, hidayet yolunu görmekten kör olur. ” (c. 5, s. 386)

  2396.    257- “Dünyadan bir şey taleb eden, ahiretten istediğinden daha fazlasını kaybeder. ” (c. 5, s. 391)

  2397.    258- “Dünyayı ahiret ameliyle taleb eden kimseyi (bu iş) talep ettiği şeyden uzak düşürür. ” (c. 5, s. 393)

  2398.    259- “Dünya nimetlerinden nefsini uzak kılan kimsenin, şüphesiz aklı kemale ermiştir. ” (c. 5, s. 394)

  2399.    260- “Dünyadan bir şeye sahip olan kimse ahiretinden malik olduğu şeyden fazlasını kaybeder. ” (c. 5, s. 394)

  2400.    261- “Dünyayı tanıyan kimse, kendisine ulaşan şeyler sebebiyle hüzünlenmez. ” (c. 5, s. 401)

  2401.    262- “Dünyanın hilesini bilen kimse imkansız rüyalarına aldanmaz. ” (c. 5, s. 402)

  2402.    263- “Dünyaya ulaşan kimse sıkıntıda olur ve onu kaybeden kimse zorluğa düşer. ” (c. 5, s. 420)

  2403.    264- “Dünya gözünde büyük olan ve kalbindeki yeri büyüyen kimse, onu Allah’a tercih eder, ona bağlanır ve ona kul olur. ” (c. 5, s. 425)

  2404.    265- “Dünya sevgisini şiar edinen kimsenin içini dünya hüzünle doldurur ve kalbinin siyahlığında oynar. (Bu hüzünler şunlardır:) Bir hüzün kendisini meşgul eder, bir gam onu hüzünlendirir ve sonunda onu gazabına alır. Böylece, kalp damarları parçalanmış, Allah nezdinde hor hale gelmiş ve kardeşlerine görülmesi uzaklaşmış bir halde ilahi kazaya düşer. ” (c. 5, s. 434)

  2405.    266- “Dünyaya güvenen kimse, mutsuz ve mahrumdur. ” (c. 5, s. 442)

  2406.    267- “Dünyaya hizmet edeni, dünya hizmetkar edinir. Her kim de münezzeh olan Allah’a hizmet ederse dünya ona hizmet eder. ” (c. 5, s. 444)

  2407.    268- “Tek derdi dünya olan kimsenin kıyamet günü mutsuzluğu ve hüznü uzar. ” (c. 5, s. 446)

  2408.    269- “Dünya nimetlerinden uzaklaşan kimse aziz olur. ” (c. 5, s. 462)

  2409.    270- “Dostların toplanışını ayrılıkla dağıtmak ve sevinci hüzne çevirmek, dünyanın zorluklarındandır. ” (c. 6, s. 24)

  2410.    271- “Sadece içinde günah işlenmesi, dünyanın Allah nezdindeki horluğundandır. ” (c. 6, s. 31)

  2411.    272- “Allah nezdinde olana sadece dünyayı terk etmekle ulaşılması, dünyanın kınanmasındandır. ” (c. 6, s. 32)

  2412.    273- “Dünyadan önce gönderdiklerin kendin içindir. Geriye attıkların ise düşmanların içindir. ” (c. 6, s. 84)

  2413.    274- “Dünyanın arkadaşı olan musibet ve olayların hedefi olur. ” (c. 6, s. 131)

  2414.    275- “Dünyanın ölümleri, ahiretin ölümlerinden daha kolaydır. ” (c. 6, s. 130)

  2415.    276- “Dünya gibi hiçbir şey dini bozmaz. ” (c. 6, s. 54)

  2416.    277- “Dünyanın örneği gölgen gibidir; durursan durur, taleb edersen uzaklaşır. ” (c. 6, s. 134)

  2417.    278- “Size ne olmuş da elde ettiğiniz az bir dünyaya hoşlanıyor ve ahiretten mahrum olduğunuz nice şeye hüzünlenmiyorsunuz?” (c. 6, s. 95)

  2418.    279- “Gözünde sevimli olan bu dünya, kötü görüşünün kendisini gözünde çirkin gösterdiği ahiretten daha iyi değildir. ” (c. 6, s. 82)

  2419.    280- “Dünyayı taleb eden kimse ahireti elde edemez. ” (c. 6, s. 71)

  2420.    281- “Dünya lezzetlerinden birine ulaşan kimseye, kıyamet günü bu lezzet hüzün olur. ” (c. 6, s. 85)

  2421.    282- “Dünyadan azalan şey, ahirette çoğalır. ” (c. 6, s. 85)

  2422.    283- “Sana ve dünyaya ne olmuş ki onu elde ettiğinde düzeltmek seni ondan faydalanmaktan alıkoyuyor; faydalandığın takdirde ise ölümün sana galip gelişi boğazını tıkıyor!” (c. 6, s. 104)

  2423.    284- “Dünyadan bir şeye ulaştığında, bununla çok sevinme; dünyadan kaybettiklerin sebebiyle de üzülme!” (c. 6, s. 90)

  2424.    285- “Bina gibi bozulan yurdun ve yol azığı gibi yok olan ömrün ne hayrı vardır. ” (c. 6, s. 92)

  2425.    286- “Dünya (zehirli) bir yılan gibidir; derisi yumuşak, ama içinde öldürücü zehir vardır; aldanan cahil ona doğru yürür, akıl sahibi ise ondan uzak durur. ” (c. 6, s. 138)

  2426.    287- “Dünya metası kurumuş ve vebalı bir ot gibidir. O halde göç edilmesi kendisine güvenilip kalınmasından ve geçici nimetleri servetinden daha temiz olan, daha iyi olan otlaktan uzak durun. ” (c. 6, s. 144)

  2427.    288- “Dünya ile sükunete eren kimse helak olmuş, dinini mehiri kılmıştır. Dünya nerede meylederse o da oraya meyleder. Gerçekten de dünya onun tek derdidir ve onu kendisine mabut edilmiştir. ” (c. 6, s. 199)

  2428.    289- “Kendine kolay tut, şüphesiz ki iş yakındır, birliktelik kısa ve ikamet azdır. ” (c. 6, s. 202)

  2429.    290- “Dünya alı koyucu, inatçı, sırt çevirici, muzdarip, çok aldatıcı ve nankördür. ” (c. 6, s. 205)

  2430.    291- “Dünya ile sevinenler kıyamet günü helak olur ve dünya ile üzülenler ise kurtuluşa erer. ” (c. 6, s. 206)

  2431.    292- “Dünya nimetleri hususunda yarışma şüphesiz dünya nimetleri azdır. ” (c. 6, s. 289)

  2432.    293- “dünyadan ardında bir şey bırakma. Zira şu iki kişiden birine bırakmış olursun: Eğer Allah'a itaat yolunda harcayan olursa, senin bahtsızlığa düşerek elde ettiğinle o mutlu olur. Eğer Allah'a isyan yolunda harcayan olursa, senin topladıkların yüzünden bahtsız olmuş olacaktır; sen de ona günahında yardım etmiş sayılacaksın. Dolayısıyla bunlardan hiçbirini kendine tercih etmen doğru değildir. ” (c. 6, s. 330)

  2433.    294- “Sizden hiç kimse dünyadan kaybettikleri şeyler için cariye gibi ağlamasın. ” (c. 6, s. 327)

  2434.    295- “Dünya seni güzel emanetleriyle kandırmasın. Şüphesiz dünyanın emanetleri kendisine geri döner. Elde ettiğin haram işlerin neticeleri sana kalır. ” (c. 6, s. 315)

  2435.    296- “Dünyaya rağbet etme; aksi takdirde ahiretin hüsrana uğrar. ” (c. 6, s. 272)

  2436.    297- “Sakın dünya sizi aldatmasın, nefsani istekler size galip gelmesin, ömür size uzun gelmesin ve arzular sizi kandırmasın. Şüphesiz arzu dinden bir şey değildir. ” (c. 6, s. 304)

  2437.    298- “Dünyanın yücelttiği kimseyi sen yüceltme. ” (c. 6, s. 375)

  2438.    299- “Dünya kendisine sığınanı korumaz. ” (c. 6, s. 390)

  2439.    300- “Dünyanın sevinci devam etmez, hoşluğu baki kalmaz ve musibetlerinden güvende olunmaz. ” (c. 6, s. 418)

  2440.    301- “Az bir dünya bile dini bozar. ” (c. 6, s. 455)

  2441.    302- “İnsan hastayı tedavi ettiği gibi kendisini dünya dertlerinden tedavi etmeli ve hastanın perhiz ettiği gibi lezzet ve şehvetlerinden sakınmalıdır. ” (c. 6, s. 445)

  2442.    303- “Dünyaya rağbet ile olunca ahiret için amel fayda vermez. ” (c. 6, s. 412)

  2443.    304- “Nefsinin şerefini bilen kimseye dünyanın aşağılığından münezzeh olması yakışır. ” (c. 6, s. 442)

  2444.    305- “Az bir dünya, çok dünyadan hayırlıdır. Geçici miktarı insanı helak edişinden daha uygundur. ” (c. 6, s. 458)

  2445.    306- “Ey heva ve heves esirleri! Arzularınızı azaltın. Zira dünyaya meyleden kimseyi sadece olayların diş gıcırtısı korkutur. ” (c. 6, s. 459)

  2446.    307- “Ey dünyanın kulu ve dünya için amel edenler! Sizler gündüz alış veriş ediyor, gece ise yataklarınızda dönüyor ve yatıyorsunuz. Bu arada ahiretten gaflet ediyor ve ameli erteliyorsunuz. O halde ne zaman doğru yolu bulmayı düşünecek, önceden azık göndereceksiniz ve ne zaman ahiret işinize önem vereceksiniz?” (c. 6, s. 462)

  2447.    308- “Az bir dünya yeter ve çoğu helak eder. ” (c. 6, s. 457)

  2448.    309- “Yok olucu, kandırıcı, fani ve sevilen dünyadan sakının ” (c. 2, s. 272)

  2449.    310- “Nice hoşluk, hoş olmayan şeylere dönüşür. ” (c. 4, s. 58)

  2450.    311- “Bazen hoşluk, hoş olmayan şeylere dönüşür. ” (c. 4, s. 469)

  2451.    312- “Bekasıyla fani olan, sıhhatiyle hastalanan ve güvendiği yerden gelinen (yakalanan) kimse nasıl olsun?” (c. 4, s. 568)

  2452.    313- “Şüphesiz nice uzak yakın olur ve nice yakın uzak olur. ” (c. 5, s. 54)

  2453.    314- “Sevdiği şeyin nihayetine eren kimse, hoşlanmadığı şeyin nihayetini beklemelidir. ” (c. 5, s. 372)
الرجوع الى أعلى الصفحة اذهب الى الأسفل
معاينة صفحة البيانات الشخصي للعضو http://duahadith.forumarabia.com
 
Dünya الدنيا
استعرض الموضوع السابق استعرض الموضوع التالي الرجوع الى أعلى الصفحة 
صفحة 1 من اصل 1

صلاحيات هذا المنتدى:لاتستطيع الرد على المواضيع في هذا المنتدى
اهل البيت :: الفئة الأولى :: Hadis, Ayet ve İslami اللغة التركية :: كتابة :: غرر حكم Gurer'ul-Hikem-
انتقل الى: