اهل البيت

اسلامي احاديث خطب ادعية
 
الرئيسيةاليوميةس .و .جبحـثالأعضاءالمجموعاتالتسجيلدخول

شاطر | 
 

 --hadis islam ------

استعرض الموضوع السابق استعرض الموضوع التالي اذهب الى الأسفل 
كاتب الموضوعرسالة
Admin
Admin
avatar

المساهمات : 599
تاريخ التسجيل : 21/04/2016

مُساهمةموضوع: --hadis islam ------   الأحد أبريل 09, 2017 3:13 pm

بسم الله الرحمن الرحيم
İleri

غرر الحكم / 307

181-Emir’el-Müminin İmam Ali (a.s) şöyle buyur­muştur: “Gıybete kulak veren kimse de gıybet eden kimse gibidir.”

Gurer’ul-Hikem, s. 307

* * *

182 ـ قالَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وآله وسلم:

تَرْكُ الْغيبَةِ أَ حَبُّ اِلَى اللهِ عَزَّ وَجَلَّ مِنْ عَشْرَة آلافِ رَكْعَة تَطَوُّعاً.

بحار الانوار / 75 / 261

182-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Gıybeti terk etmek Allah azze ve celle için kılınan on bin rekat müstahap namazdan daha sevimli ve değerlidir.”

Bihar’ul-Envar, c. 75, s. 261

* * *

183 ـ قَالَ عَبْدُ الْمُؤْمِنِ الانْصارِيِّ: دَخَلْتُ عَلَى الامامِ أَبِي الْحَسَنِ مُوسَى بْنِ جَعْفَر  عليه السّلام وَعِنْدَهُ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللهِ الْجَعْفَرِي فَتَبَسَّمْتُ اِلَيْهِ فَقالَ أَ تُحِبُّهُ؟ فَقُلْتُ: نَعمْ وَما أَ حْبَبْتُهُ إلاّ لَكُمْ، فقالَ هُوَ أَ خُوكَ وَالْمُؤْمِنُ أَ خُوا الْمُؤْمِنِ لاُ مِّهِ وَأَبِيهِ وَاِنْ لَمْ يَلِدْهُ أَ بُوهُ، مَلْعُونٌ مَنِ اتَّهَمَ أَ خَاهُ ، مَلْعُونٌ مَنْ غَشَّ أَخاُ  ، مَلْعُونٌ مَنْ لَمْ يَنْصَحْ أَخاهُ، مَلْعُونٌ مَنِ اغْتابَ أَخاهُ.

بحار الانوار / 75 / 262

183- Abd’ul-Mu’min’il-Ensari şöyle buyuruyor: “Muhammed bin Abdillah’il-Caferi’nin de yanında bulunduğu bir sırada İmam Ebi’l Hasan Musa bin Ca­fer (a.s)’ın yanına vardım. Ben ona bakıp tebessüm edince İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Onu seviyor mu­sun?” Ben, “Evet, onu sizin için seviyorum.” deyince de şöyle buyurdu: “O senin kardeşindir. Her ne kadar babaları bir olmasa da mümin müminin kardeşidir. Kardeşini itham eden kimse melundur. Kardeşini kan­dıran kimse melundur. Kardeşine nasihat etmeyen kimse melundur. Kardeşinin gıybetini yapan kimse melundur.”

Bihar’ul-Envar, c. 75, s. 262

* * *

184 ـ قالَ الامامُ اَميرُ الْمُؤمِنينَ عَلِيٌّ  عليه السّلام :

شَرُّ النّاسِ مَنْ كانَ مُتَتَبِّعاً لِعُيُوبِ النّاسِ عَمِياً عَنْ مَعايِبِهِ.

طرائف الحكم / 176

184-Emir’el-Müminin İmam Ali (a.s) şöyle buyur­muştur: “İnsanların en kötüsü kendisinin ayıplarını görmeyen ve sürekli insanların ayıplarını araştıran kim­sedir.”

Teraif’ul-Hikem, s. 176

* * *

185 ـ قالَ الامامُ مُوسَى بْنِ جَعْفَر  عليه السّلام :
مَلْعُونٌ مَنِ اغْتَابَ أَ خاهُ.
بحار الانوار / 74 / 232

185-İmam Musa b. Cafer (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kardeşinin gıybetini eden kimse melundur.”
Bihar’ul-Envar, c. 74, s. 232

* * *

Yalancılık


186 ـ عَنْ أَ نَسِ بْنِ مالِك قالَ: قالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ  تَقَبَّلُوا لِي بِسِتٍّ أَ تَقَبَّلُ لَكُمْ بِالْجَنَّةِ;

إِذا حَدَّثْتُمْ فلا تَكْذِبُوا، وَإذا وَعَدْتُمْ فَلا تُخْلِفُوا، وَإذا ائْتُمِنْتُمْ فَلا تَخُونُوا، وَغُضُّوا أَ بْصارَكُمْ، وَاحْفَظُوا فُرُوجَكُمْ، وَكُفُّوا أَيْدِيَكُمْ وَ أَلْسِنَتَكُمْ .

الخصال / 321

186-Enes b. Malik şöyle diyor: “Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Benden altı şeyi kabul edin, ben de size cenneti kabul edeyim (cenneti garantileyeyim):

1-Konuştuğunuz zaman yalan söylemeyin.

2-Söz verdiğiniz zaman sözünüzden caymayın.

3-Güvenildiğiniz zaman ihanet etmeyin.

4-Gözlerinizi (günahlara ve haramlara) kapayın.

5-Avret mahallinizi (ırzınızı) koruyun.

6-El ve dillerinizi haramlardan koruyun.”

el-Hisal, s. 321



* * *



187 ـ قالَ أَ بُو مُحَمَّد الْعَسْكَرِيُّ  عليه السّلام:

جُعِلَتِ الْخَبائِثُ في بَيْت وَجُعِلَ مِفْتاحُهُ الْكِذْبَ.

بحار الانوار / 72 / 263

187-Ebu Muhammed’il-Askeri (a.s) şöyle buyur­muştur: “Bütün kötülükler bir evde karar kılınmıştır. Bu evin (kötülüklere girişin) anahtarı ise yalandır.”

Bihar’ul-Envar, c. 72, s. 263

* * *

188 ـ قالَ الامامُ السَجَّاد  عليه السّلام :
إتَّقُوا الْكِذْبَ، الصَّغيرَ مِنْهُ وَالْكَبِيرِ في كُلِّ جِدٍّ وَهَزْل، فإِنَّ الرَّجُلَ إذا كَذِبَ في الصَّغيرِ إِجْتَرَأَ عَلَى الْكَبِيرِ.
تحف العقول / 201

188-İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: “Küçük ve ya büyük ciddi veya şaka (her türlü) yalandan sakı­nın. Zira insan oğlu küçük yalan atacak olursa büyük yalan atmaya da cesaret bulur.”
Tuhef’ul-Ukul, s. 201

* * *

189 ـ قالَ الامامُ اَميرُ الْمُؤمِنينَ عَلِيٌّ  عليه السّلام :
مَا رَأَتْهُ عَيْناكَ فَهُوَ الْحَقُّ وَما سَمِعَتهُ أُ ذُناكَ فَاَكْثَرُهُ بِاطِلٌ.
بحار الانوار / 75 / 196

189-Emir’el-Müminin İmam Ali (a.s) şöyle buyur­muştur: “Gözlerinin gördüğü haktır, kulaklarının duy­duğu çoğu şey ise batıldır.”

Bihar’ul-Envar, c. 75, s. 196

* * *



190 ـ قالَ الامامُ الْباقِرُ  عليه السّلام :

إِنَّ اللهَ تَعالى جَعَلَ لِلشَّرِّ أَ قْفالاً وَجَعَلَ مَفَاتيحَ تِلْكَ الاقْفالِ الشَّرابَ، وَالْكِذْبُ شَرٌّ مِنَ الشَّرابِ.

الكافي/ 2 / 339

190-İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ki Allah azze ve celle kötülük ve şer için bir takım kilit­ler karar kılmıştır. Şarabı ise bu kilitlerin anahtarı olarak taktir etmiştir. Yalan ise şaraptan daha kötüdür.”
el-Kafi, c. 2, s. 339

* * *

191 ـ قال الامامُ عَلِيُّ بنُ مُوسَى الرِّضا  عليه السّلام:
عَلَيْكُمْ بِالصِّدْقِ وَإيّاكُمْ وَالْكِذْبَ.
بحار الانوار / 78 / 347

191-İmam Ali b. Musa er-Rıza (a.s) şöyle buyur­muştur: “Doğru sözlü olunuz ve yalan söylemekten sa­kınınız.”
Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 347

* * *





Dost ve Arkadaşlık


192 ـ قالَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وآله وسلم:

الْمَرْءُ عَلى دينِ خَليلِهِ فَلْيَنْظُرْ أَحَدُكُمْ مَنْ يُخالِلُ.

بحالا أنوار / 74 / 192

192-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “İnsan dostunun dini üzeredir. O halde kiminle dost olduğu­nuza bakınız.”

Bihar’ul-Envar, c. 74, s. 192

* * *



193 ـ قالَ الامامُ الصّادِقُ  عليه السّلام:

اِصْحَبْ مَنْ تَتَزَيَّنُ بِهِ وَلا تَصْحَبْ مَنْ يَتَزَيَّنُ بِكَ .

بحار الانوار / 76 / 267

193-İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sana süs/ziynet olacak kimse ile arkadaş ol; seninle süslene­cek/ziynetlenecek kimseyle arkadaş olma.”

Bihar’ul-Envar, s. 76, s. 267



* * *

194 ـ قالَ الامامُ الصّادِقُ  عليه السّلام:

أَحَبُّ إِخْواني إِلَيَّ مَنْ أَهْدى عُيُوبِي إِلَيَّ.

بحار الانوار / 74 / 282

194-İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bana en sevimli olan kardeşim, bana ayıplarımı hediye eden/bağışlayan kardeşimdir.”
Bihar’ul-Envar, c. 74, s. 282

* * *

195 ـ عَنْ جَعْفَر بْنِ مَحَمَّد عَنْ أَبيهِ عَنْ جَدِّهِ عَلَيْهِمُ السَّلامُ قالَ: قالَ عَلِيٌّ  عليه السّلام إِنَّ لِلْمَرْءِ الْمُسْلِمِ ثَلاثَةَ أَخِلاّء  ; فَخَليلٌ يَقولُ أَ نا مَعَكَ حَيّاً وَمَيِّتاً وَهُوَ عَمَلُهُ، وَخَليلٌ يَقُولُ لَهُ أَ نا مَعَكَ اِلى بابِ قَبْرِكَ ثُمَّ أُخَلِّيكَ وَهُو وَلَدُهُ  ، وَخَليلٌ يَقُولُ لَهُ أَنا مَعَكَ اِلى أَنْ تَمُوتَ وَهُوَ مالُهُ فَإذا ماتَ صارَ لِلْوارِثِ.
الخصال / 1 / 114

195-Cafer bin. Muhammed babasından, o da dede­sinden Emir’el Müminin İmam Ali (a.s)’ın şöyle buyur­duğunu nakletmiştir: “Şüphesiz ki Müslüman insanın üç tür dostu vardır: Bir dostu ona şöyle der: “Ben ha­yatta iken de, öldükten sonra da seninleyim.” Bu mü­minin amelleridir. Bir dostu da ona şöyle der: “Ben mezara kadar seninleyim, daha sonra seni terk edece­ğim.” Bu da müminin çocuklarıdır. Başka bir dostu da ona şöyle der: “Ben ölünceye kadar seninleyim.” Bu da müminin malıdır. Zira insan ölünce tüm malları varisle­rinin olur.”

el-Hisal, s. 1, s. 114

* * *



196 ـ قالَ الامامُ الصّادِقُ  عليه السّلام :

عَلَيْكَ بِاخْوانِ الصِّدْقِ فَأَكْثِرْ مِنْ اِكْتِسابِهِمْ فَإِنَّهُمْ عُدَّةٌ عِنْدَ الرَّخاءِ وجُنَّةٌ عِنْدَ الْبَلاءِ.

بحار الانوار / 74 / 187

196-İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Doğru arkadaşlar edinmeye bak, onlardan bir şeyler (marifet­ler) elde etmeye çalış. Zira onlar bolluk zamanında destekçilerin, bela zamanında da sığınağındır.”

Bihar’ul-Envar, c. 74, s. 187

* * *



197 ـ قالَ الامامُ السَجَّاد  عليه السّلام :

مَجالِسُ الصّالِحينَ داعِيةٌ اِلَى الصَّلاحِ.
بحار الانوار / 78 / 141

197-İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: “Salih­lerle oturup kalkmak insanı salah ve doğruluklara davet eder.”
Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 141

* * *

198 ـ قالَ الامامُ السَجَّاد  عليه السّلام :
إِ يّاكُمْ وَصُحْبَةَ الْعاصينَ وَمَعُونَةَ الظّالِمينَ.
بحار الانوار / 78 / 151

198-İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: “İsyankar insanlarla arkadaş ve zalimlere yardımcı olmayın.”

Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 151



* * *



Kötü Arkadaş



199 ـ قالَ الامامُ الصّادِقُ  عليه السّلام:

مَنْ قَعَدَعِنْدَ سَبّاب لاَ وْلِياءِ اللهِ فَقَدْ عَصَى اللهَ تَعالى.

الكافي / 2 / 379

199-İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın velilerini kötüleyen kimselerle oturup kalkan şüphesiz ki Allah azze  ve celle’ye isyan etmiştir.”

el-Kafi, c. 2, s. 379



* * *



200 ـ قالَ الامامُ الصّادِقُ  عليه السّلام:

لَو أَ نَّكُمْ إذا بَلَغَكُمْ عَنِ الرَّجُلِ شَىْءٌ تَمَشَّيْتُمْ إلَيْهِ فَقُلْتُمْ يا هذا إِ مّا أَ نّ تَعْتَزِلَنا وَتَجْتَنِبَنا وإِ مّا أَ نّ تَكُفَّ عَنْ هذا فَإنْ فَعَل وَإلاَّ فَاجْتَنِبُوهُ.

وسائل الشيعة / 16 / 146

200-İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Keşke dostlarınızın bir günah ve kötülüğünü duyduğunuzda yanına gidip kendisine şöyle deseydiniz: “Ey falan ya bu günahtan el çek ya da bizden uzak dur.” Bunun üzerine sözlerinizi dinlerse (ne al’a), aksi taktirde ondan uzakla­şın.”

Vesail’uş-Şia, c. 16, s. 146

* * *

201 ـ عَنْ مُحَمَّد بْنِ مُسْلِم عَنِ الصَّادِقِ عَنْ أَ بيهِ  عليه السّلام قالَ: قالَ لي أَبي عَلِيٌّ بْنُ الْحُسَيْنِ  عليه السّلام يا بُنَيَّ انْظُرْ خَمْسَةً فَلا تُصاحِبْهُمْ وَلا تُحادِثْهُمْ وَلا تُرافِقْهُمْ في طَريق، فَقُلْتُ يا أَ بَتِ مَنْ هُمْ عَرِّفْنيهِمْ .

قالَ: إِيّاكَ وَمُصاحَبَةَ الْكَذّابِ فَإنَّهُ بِمَنْزِلَةِ السَّرابِ، يُقَرِّبُ لَكَ الْبَعيدَ وَيُبّعِدُ لَكَ الْقَريبَ، وَإيّاكَ وَمُصَاحَبِةَ الْفاسِقِ فإنَّهُ بايِعُكَ بِأَ كْلَة أَوْ أَ قَلَّ مِنْ ذلِكَ وَإِيّاكَ وَمُصاحَبَةَ الْبَخِيلِ فَإنَّهُ يَخْذُلُكَ في مَالِهِ أَحْوَجَ ما تَكُونُ إِلَيْهِ وَإِيّاكَ وَمُصاحَبَةَ الاحْمَقِ فَإنَّهُ يُريدُ أَنْ يَنْفَعَكَ فَيَضُرُّكَ، وَإيّاكَ وَمُصاحَبَةَ الْقاطِعِ لِرَحْمِهِ فَاِنّي وَجَدْتُهُ مَلْعُوناً في كِتابِ اللهِ عَزَّوَجَلَّ في ثَلاثَةِ مَواضِعَ.

الكافي / 2 /641

201-Muhammed bin Müslim, İmam Sadık (a.s)’dan, o da babası İmam Muhammed Bakır (a.s)’den şöyle nakletmektedir: “Babam Hz. Ali bin Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey oğlum şu beş kişiyle asla arkadaş olma, onlarla konuşma ve yoldaşlık etme.” Ben, “Ey babacığım onlar kimlerdir?” diye sorunca da, şöyle bu­yurdu:

“1-Yalancılarla arkadaş olmaktan sakın. Şüphesiz ki yalancı kimse bir serap gibidir. Sana uzağı yakın göste­rir, yakını da uzak gösterir.

2-Fasıklarla arkadaş olmaktan sakın, şüphesiz ki fasık seni bir lokmaya hatta daha azına hiç çekinmeden satar.

3-Cimri kimselerle de arkadaş olma. Şüphesiz ki cimri de ihtiyacın olduğu zaman senden malını esirger.

4-Ahmak insanlarla da arkadaş olma, zira ahmak sana yardım etmek istese de zarar verir.

5-Sıla-ı Rahim etmeyen kimse ile de arkadaş olma, zira ben onun Kur’an da üç yerde melun olduğunu gördüm.”

el-Kafi, c. 2, s. 641



* * *

202 ـ قالَ الامامُ اَميرُ الْمُؤمِنينَ عَلِيٌّ  عليه السّلام :
يا كُمَيْلُ! قُلِ الْحَقَّ عَلى كُلِّ حال وَوادِّ الْمُتَّقينَ، وَاهْجُرِ الْفاسِقينَ، وَجانِبِ الْمُنافِقينَ وَلا تُصاحِبِ الْخائنينَ.
مستدرك الوسائل / 12 / 197

202-Emir’el-Müminin İmam Ali (a.s) şöyle buyur­muştur: “Ey Kumeyl her halinde hakkı söyle, muttaki insanları sev, fasıklardan uzak dur, münafıklardan ayrıl ve hain insanlarla asla arkadaş olma.”

Müstedrek’ül-Vesail, c. 12, s. 197

* * *

İnsanlara Hizmet Etmek

203 ـ قالَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وآله وسلم:

مَنْ فَرَّجَ عَنْ أَخيهِ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيا فَرَّجَ اللهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيامَةِ.

شهاب الاخبار / 194

203-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Karde­şinden dünyalık bir hüznü/sıkıntıyı gideren kimseyi, Allah da kıyamet gününün hüznünden kurtarır.”

Şehab’ul-Ahbar, s. 194


* * *

204 ـ قالَ الامامُ الْحُسَيْنُ  عليه السّلام :

إِنَّ حوائِجَ النّاسِ إلَيْكُمْ مِنْ نِعَمِ اللهِ عَلَيْكُمْ، فَلا تَمِلُّوا النَّعَمَ.

بحار الانوار / 74 / 318

204-İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: “İn­sanların sana muhtaç olması Allah’ın sana bir ihsanıdır. O halde Allah’ın nimetlerinden usanmayın (muhtaç in­sanlara yardımcı olun).”

Bihar’ul-Envar, c. 74, s. 318

* * *



205 ـ قالَ الامامُ اَميرُ الْمُؤمِنينَ عَلِيٌّ  عليه السّلام :

لا يُكَلِّف أَ حَدُكُمْ أَخَاهُ الطَّلَبَ إذا عَرَفَ حاجَتَهُ.

بحار الانوار / 74 / 166

205-Emir’el-Müminin İmam Ali (a.s) şöyle buyur­muştur: “Sizden biri, Müslüman kardeşinin ihtiyacı ol­duğunu teşhis ettiğinde onu ihtiyacı hususunda zorluğa düşürmesin.” (hemen ihtiyacını karşılasın ve onu ihtiya­cını dile getirmek zorunda bırakmasın.)
Bihar’ul-Envar, c. 74, s. 166

* * *

206 ـ عَنِ الصّادِقِ عَنْ آبائِهِ  عليه السّلام عَنْ رَسُولِ اللهِ  صلّى الله عليه وآله وسلم قالَ مَنْ أَطْعَمَ مُؤْمِناً مِنْ جُوع أَ طْعَمَهُ اللهُ مِنْ ثِمارِ الْجَنَّةِ وَمَن كَساهُ مِنْ عُرىً كَساهُ اللهُ مِنْ إِسْتَبْرَق وَحَرير، وَمَنْ سَقاهُ شَرْبَةً من عَطَش سَقاهُ اللهُ مِنَ الرَّحيقِ الْمَخْتُومِ، وَمَنْ أَ عانَهُ أو كَشَفَ كُرْبَتَهُ أَ ظَلَّهُ اللهُ في ظِلِّ عَرْشِهِ يَوْمَ لا ظِلَّ إلاّ ظِلُّهُ.
بحار الانوار / 74 / 382

206-İmam Sadık (a.s) babalarından, onlar da Resulullah (s.a.v)’den şöyle nakletmektedirler: “Her kim aç bir mümini doyuracak olursa Allah azze ve celle onu cennet meyveleriyle doyurur. Her kim çıplak bir mü­mini giyindirirse, Allah da ona (cennette) ince ipek elbi­seler giyindirir. Susuz bir mümini suvaran kimseyi de Allah mühürlü halis bir içkiyle suvarır. Hakeza her kim mümin kardeşine yardım eder veya bir sıkıntısını gide­rirse Allah da hiç bir gölgenin olmadığı günde onu arşı­nın gölgesinde gölgelendirir.

Bihar’ul-Envar, c. 74, s. 382


* * *

207 ـ قالَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وآله وسلم:

                         الْخَلْقُ  عِيالُ اللهِ فَأَحَبُّ الْخَلْقِ إلَى اللهِ مَن نَفَعَ عِيالَ اللهِ وَأَ دْخَلَ عَلى أَهْلِ بَيْت سُرُوراً.

الكافي / 2 / 164

207-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “İnsanlar Allah’ın ehl-u iyalidir (rızkını yiyenlerdir) Allah’a en se­vimli kimse Allah’ın ehl-u iyaline yararı dokunanlar ve ev halkını sevindirenlerdir.”

el-Kafi, c. 2, s. 164



* * *

208 ـ قالَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وآله وسلم:

مَنْ أَعانَ مُؤْمِناَ نَفَّسَ اللهُ عَزَّوَجَلَّ عَنْهُ ثَلاثاً وَسَبْعينَ كُرْبَةً، واحِدَةً في الدُّ نْيا وَثِنْتَيْنِ وَسَبْعينَ كُرْبَةً عِنْدَ كُرَبِهِ الْعُظْمى، قالَ: حَيْثُ يَتَشاغَلُ النّاسُ بِأَ نْفُسِهِمْ.

الكافي / 2 / 199

208-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Bir mü­mine yardım edenin, Allah azze ve celle de yetmiş üç sıkıntısını giderir. Birini dünyada ve diğer yetmiş iki sı­kıntısını da “büyük sıkıntı” (hesap) zamanında giderir. (sonra da şöyle buyurdu: “İnsanların kendi nefisleriyle meşgul olduğu zaman…” (Yani kıyamette herkesin kendi amelleriyle uğraştığı zaman)

el-Kafi, c. 2, s. 199



* * *

Borç Vermek

209 ـ  قالَ النَّبيَّ  صلّى الله عليه وآله وسلم:

مَنْ شَكا إِليهِ أَخُوهُ الْمُسْلِمُ فَلَمْ يُقْرِضْهُ حَرَّمَ اللهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ يَوْمَ يَجْزِي الْمُحْسِنينَ.

بحار الانوار / 76 / 369

209-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Müslü­man kardeşi kendine halini şikayet eder (borç isterse) de ona borç vermezse, kıyamet gününde Allah iyilere mükafat verdiğinde cenneti kendisine haram kılar.”

Bihar’ul-Envar, c. 76, s. 329

* * *


210 ـ قالَ النَّبيُّ  صلّى الله عليه وآله وسلم:

مَنِ احْتاجَ إِلَيْهِ أَخُوهُ الْمُسْلِمُ في قَرْض فَلَمْ يُقْرِضْهُ حَرَّم اللهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ يَومَ يَجْزِي الْمُحْسِنينَ.

بحار الانوار / 76 / 367

210-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Her kim Müslüman kardeşi bir borç için kendine muhtaç olur da borç vermezse Allah iyileri mükafatlandırdığı kıyamet günü ona cenneti haram kılar.”
Bihar’ul-Envar, c. 76, s. 367

* * *

Muhtaçlara Yardım

211 ـ قالَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وآله وسلم:

İleri

تحف العقول / 34

211-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Alimlere sorunuz, hikmet sahipleriyle muaşerette bulununuz ve fakirlerle oturup kalkınız.”

Tuhef’ul-Ukul, s. 34

* * *



212- قالَ الامامُ اَميرُ الْمُؤمِنينَ عَلِيٌّ  عليه السّلام :

سَبَبُ زَوالِ الْيَسارِ مَنْعُ الْمُحْتاجِ.

غرر الحكم / 4 / 190

212-Emir’el-Müminin İmam Ali (a.s) şöyle buyur­muştur: “Mal ve mülkün yok olmasının sebebi muhtaç insanları mahrum kılmaktır.”

Gurer’ul-Hikem, c. 4, s. 190

* * *



213 ـ قالَ الامامُ اَميرُ الْمُؤمِنينَ عَلِيٌّ  عليه السّلام :

عَنِ النَّبِيِّ  صلّى الله عليه وآله وسلم عَنِ اللهِ تَعالى في لَيْلَةِ الْمِعْراجِ: يا أَ حْمَد مَحَبَّتي مَحَبَّةُ الْفُقَراءِ، فَأَ دْنِ الْفُقَراءَ وَقَرِّبْ مَجْلِسَهُمْ مِنْكَ أُ دْنِكَ و...

الحياة / 2 / 51

213-Emir’el-Müminin İmam Ali (a.s) şöyle buyur­muştur: “Peygamberden nakledildiği üzere Allah-u Teala miraç gecesi kendisine şöyle buyurmuştur: “Ey Ahmed! Benim muhabbet ve sevgim fakir insanları sevmektir. O halde fakirleri kendine yakın kıl, kendi ya­kınına oturt ki ben de sana yakın olayım.”

el-Hayat, c. 2, s. 51

* * *



214 ـ قالَ الامامُ الصّادِقُ  عليه السّلام:
مَنْ أَ طْعَمَ مُؤْمِناً حَتّى يَشْبِعَهُ لَمْ يَدْرِ أَحَدٌ مِنْ خَلْقِ الله مالَهُ مِنَ الاجْرِ في الاخِرَةَ لا مَلَكٌ مُقَرَّبٌ وَلا نَبِيٌّ مُرْسَلٌ اِلاّ اللهُ رَبُّ الْعالَمينَ. ثُمَّ قالَ: مَنْ مُوجِباتِ الْمَغْفِرَةِ إِطْعامُ الْمُسْلِمِ السَّغْبانِ ثُمَّ تَلا قَوْلَ اللهِ عَزَّوَجَلَّ: أوْ إِطْعامٌ في يَوْم ذي مَسْغَبَة يَتَيماً ذا مَقْرَبَة أَوْ مِسْكِيناً ذا مَتْرَبَة.
الكافي / 2 / 201

214-İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim bir mümine doyasıya yedirirse Allah’ın hiç bir kulu onun ahirette elde edeceği mükafatını bilemez; ne mukarreb/yakınlaştırılmış bir melek ve ne de gönde­rilmiş bir nebi… (Mükafatını sadece) alemlerin rabbi olan Allah bilir.  (Daha sonra şöyle buyurdu:) “Mağfiret ve ilahi gufranın nedenlerinden biri de aç bir Müslümanı doyurmaktır.” (Daha sonra da İmam (a.s), Allah azze ve celle’nin şu ayetini tilavet buyurdu:) “Ya­hut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut top­rağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.”[14]
el-Kafi, c. 2, s. 201

* * *
215 ـ قالَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وآله وسلم:
إِذا خَرَجَتِ الصَّدَقَةُ مِنْ يَدِ صاحِبِها تَتَكَلَّمُ بِخَمْسِ كَلِمات أَ وَّلُها كُنْتُ فانياً فَأَ ثْبَتَّني وَكُنْتُ صَغيراً فَكَـبَّرْتَني وَكُنْتُ عَدُوّاً فَأَ حْبَبْتَني وَكُنْتَ تَحْرُسُني وَالانَ أَ نَا أَحْرُسُكَ إِلى يَومِ الْقِيامَةِ.
الاثني عشرية / 223

215-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Sadaka sahibinin elinden çıkınca kendisine şu beş sözü söyler: Ben fani idim beni sabit (baki) kıldın; küçük idim, bü­yüttün, düşman idim, dost kıldın; şimdiye kadar hep sen beni korudun, şimdiden kıyamete kadar da ben seni koruyacağım.”

el-İsna Aşeriye, s. 223

* * *

216 ـ قالَ الامامُ الْكاظِمُ  عليه السّلام :

مَنْ سَرَّ مُؤْمِناَ فَبِاللهِ بَدَأَ وَبِالنَّبِي ثَنّى وَبِنا ثَلَّثَ.

بحار الانوار / 74 / 314

216-İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim bir mümini sevindirirse evvela Allah’ı, ikinci olarak Re­sul-i Ekrem’i, üçüncü olarak da bizi (Ehl-i Beyt’i) se­vindirmiştir.”

Bihar’ul-Envar, c. 74, s. 314

* * *

217 ـ قالَ الامامُ اَميرُ الْمُؤمِنينَ عَلِيٌّ  عليه السّلام :
إِنَّ اللهَ سُبْحَانَهُ فَرَضَ في أَ مْوالِ الاغْنِياءِ أَ قْواتَ الْفُقَراءِ فَما جاعَ فَقيرٌ إلاّ بِما مَنَعَ غَنيٌّ.
نهج البلاغة صفحة 478 الكلمات القصار / 320

217-Emir’el-Müminin İmam Ali (a.s) şöyle buyur­muştur: “Şüphesiz ki münezzeh olan Allah fakirlerin yiyeceğini zenginlerin malında karar kılmıştır. Bir fakir acıkırsa, mutlaka bir zenginin onun bu hakkını engelle­diğindendir.”
Nehc’ül-Belağa, el-Kelimat’ul-Kısar/320 s. 478

* * *

218 ـ قالَ الامامُ الصّادِقُ  عليه السّلام:
أَ يُّما مُؤْمِن حَبَسَ مُؤْمِناً عَنْ مالِهِ وَهُوَ يَحْتاجُ اِلَيْهِ لَمْ يَذُقْ واللهِ مِنْ طَعامِ الْجَنَّةِ وَلا يَشْرَبُ مِنَ الرَّحيقِ الْمَخْتُومِ.

بحار الانوار / 75 / 314

218-İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim ihtiyacı olduğu halde bir mümini malından alı-koyarsa Allah ona cennet yiyeceklerini tattırmaz ve ona mü­hürlenmiş halis şarap içirmez.”

Bihar’ul-Envar, c. 75, s. 314



* * *





İnfak



219 ـ قالَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وآله وسلم:

لا تَزالُ أُ مَّتي بِخَيْر ما لَمْ يَتَخَاوَنُوا، وَأَ دَّوُا الاَمانَةَ، وَآتَوُا الزَّكاةَ، وَإِذا لَمْ يَفْعَلُوا ذلِكَ أُ بْتُلُوا بِالْقَحْطِ وَالسِّنينَ.

وسائل الشيعة / 6 / 13

219-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Ümmetim birbirine doğru oldukça, emanetlere riayet ettikçe ve zekatını verdikçe hayır ve iyilik üzere olurlar. Ama böyle yapmazlarsa (bu görevlerini eda etmezlerse) kıtlık ve darlık içine düşerler.”

Vesail’uş-Şia, c. 6, s. 13



* * *



220 ـ قالَ الامامُ اَميرُ الْمُؤمِنينَ عَلِيٌّ  عليه السّلام :

يَابْنَ آدَمَ، كُنْ وَصِيَّ نَفْسِكَ في مالِكَ وَاعْمَلْ فيهِ ما تُؤْثِرُ اَن يُعْمَلُ فيهِ مِنْ بَعْدِكَ.

نهج البلاغة / 512 الكلمات القصار / 254

220-Emir’el-Müminin İmam Ali (a.s) şöyle buyur­muştur: “Ey Ademoğlu, malın hususunda kendi nefsi­nin vasisi ol. Kendinden sonra malın hususunda ne ya­pılmasını istiyorsan, (şimdi) kendin yap.
Nehc’ül-Belağa, el-Kelimat’ul-Kısar/254

221 ـ قالَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وآله وسلم:
تَصَدَّقُوا وَداوُوا مَرْضاكُمْ بِالصَّدَقَةِ، فَإنَّ الصَّدَقَةَ تَدْفَعُ عَنِ الاعْراضِ والامْراضِ وَهِيَ زِيادَةٌ في أَ عْمارِكُمْ وَحَسَناتِكُمْ.
كنز العمال / 6 / 371

221-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Sadaka verin, hastalarınızı sadaka ile tedavi edin, şüphesiz ki, sadaka belaları ve hastalıkları (insandan) def eder. Sa­daka ömürlerinizin uzamasına ve iyiliklerinizi artışına neden olur.”
Kenz’ul-Ummal, c. 6, s. 371

* * *



222 ـ رُوِي عَنِ النَّبِيِّ  صلّى الله عليه وآله وسلم قالَ:

لَمّا أُ سْرِيَ بِي إِلَى السَّماءِ رَأَ يْتُ عَلى بابِ الْجَنَّةِ ثَلاثَةَ أَ سْطُر، السَّطْرُ الاوّلُ  ، بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ أَ نَا اللهُ لا اِلهَ إلاّ أَ نَا سَبَقَتْ رَحْمَتي غَضَبي وَالسَّطْرُ الثاني، بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ الصَّدَقَةُ بِعَشَرَة، وَالْقَرْضُ بِثَمانِيةَ عَشر، وَصِلَةُ الارْحامِ بِثلاثينَ وَالسَّطْرُ الثالِثُ، مَن عَرَفَ قَدْري وَرُبُوبِيَّتي فَلا يَتَّهِمْني في الرّزْقِ.

الاثني عشرية / 85

222-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: (Miraç ge­cesi) Göklere götürüldüğümde cennetin kapısında üç satır yazı müşahede ettim: Birinci satırda şöyle yazılıydı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.... Ben Al­lah’ım; benden başka ilah yoktur. Rahmetin gazabımı geçmiştir.

İkinci satırda ise şöyle yazılıydı: Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.... (Mükafat olarak) Sadaka on kat, borç vermek on sekiz kat ve sıla-ı rahimde bulunmak ise otuz kattır.

Üçüncü satırda ise şöyle yazılıydı: Benim kad­rimi/azametimi ve rububiyetimi tanıyanlar beni rızık verme hususunda itham etmemelidirler.”

el-İsna Aşeriye, s. 85



* * *

223 ـ عَنْ طاوُوسِ بْنِ الْيَمانِ قالَ سَمِعْتُ عَلِيَّ بْنَ الْحُسَيْنِ  عليه السّلام يَقُولُ: عَلاماتُ الْمُؤْمِنِ خَمْسٌ ، قُلْتُ: وَماهُنَّ يَابْنَ رَسُولِ اللهِ؟ قالَ: الْوَرَعُ في الْخَلْوَةِ، وَالصَّدَقَةُ في الْقِلَّةِ، وَالصَّبْرُ عِنْدَ الْمُصيبَةِ، وَالْحِلْمُ عِنْدَ الْغَضَبِ، وَالصِّدْقُ عِنْدَ الْخَوْفِ.
الخصال / 127

223-Tavus b. Yemani, Ali b. Hüseyin (a.s)’ın şöyle buyurduğunu nakletmektedir: “Müminin alameti beş şeydir.” Ben, “Bu beş şey nedir, ey İbn-i Resulillah?” diye sorunca da şöyle buyurdu: “Kimsenin olmadığı halvet yerlerde Allah’tan korkmak, darlıkta sadaka ver­mek, günahlar karşısında sabretmek, gazaplandığında hilim sahibi olmak ve korku anında bile doğruyu söy­lemek.”
el-Hisal, s. 127

* * *

Sıla-i Rahim

224 ـ قالَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وآله وسلم:

مَنْ سَرَّهُ أَنْ يُبْسَطَ لَهُ في رِزْقِهِ وَيُنْسَأَ لَهُ في أَ جَلِهِ فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ.

بحار الانوار / 74 / 89

224-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Her kim rızkının genişlemesini ve ecelinin gecikmesini istiyorsa sıla-i rahimde bulunmalıdır. (Onlara başvurmalı, ihti­yaçlarını gidermeye çalışmalıdır.)”

Bihar’ul-Envar, c. 74, s. 89



* * *



225 ـ قال الامامُ عَلِيُّ بنُ مُوسَى الرِّضا  عليه السّلام:

لا يَجْتَمِعُ الْمالُ اِلاّ بِخِصال خَمْس: بِبُخْل شَديد وَأَ مَل طَويل وَحِرْص غالِب وَقَطِيعَةِ الرَّحِمِ وَإ يثارِ الدُّ نْيا عَلَى الاخِرَةِ.

بحار الانوار / 73 / 138

225-Ali b. Musa er-Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mal sadece şu beş haslet sayesinde toplanır: aşırı bir cimrilik, uzun emel, insana galebe çalan hırs, sıla-i ra­himde bulunmamak, ve dünyayı ahirete tercih et­mek.”(Yani bir insan cimri, haris, uzun emellere sahip, akrabalarını terk eden ve ahiretini dünyaya satan kimse olmadıkça asla zengin olamaz.)

Bihar’ul-Envar, c. 73, s. 138



* * *



226 ـ قالَ أَ بُوا جَعْفَر الْباقِرُ  عليه السّلام :

صِلَةُ الارْحامِ تُزَكِّي الاعْمالَ وَتُنْمِي الامْوالَ وَتَدْفَعُ الْبَلْوى وَتُيَسِّرُ الْحِسابَ وَتُنْسِئُ في الاجَلِ.
الكافي / 2 / 150

226-Ebu Cafer’il-Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sıla-i rahimde bulunmak amelleri temizler, dünya ma­lını artırır, belaları def eder, insanın hesap vermesini kolaylaştırır ve ömrü uzatır.”
el-Kafi, c. 2, s. 150

* * *

227 ـ قالَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وآله وسلم:
ثَلاثَةٌ لا يَدْخُلُون الْجَنَّةَ: مُدْمِنُ خَمْر وَمُدْمِنُ سِحْر وَقاطِعُ رَحِم.
الخصال / 179

227-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Üç kişi asla cennete giremez: Şarap içen kimse, sihir yapan kimse ve sıla-i rahimde bulunmayı kesen kimse.”
el-Hisal, s. 179



*

Anne ve Babaya İyilik Etmek

228 ـ قالَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وآله وسلم:
رِضَى اللهِ في رِضَى الْوالِدَيْنِ وَسَخَطُهُ في سَخَطِهِما.
مستدرك الوسائل / 15 / 176

228-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın rızası anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın gazabı da anne ve babanın gazabındadır.”
Müstedrek’ül-Vesail c. 15, s. 176

* * *
229 ـ قالَ الامامُ الصّادِقُ  عليه السّلام:

أَ فْضَلُ الاعْمالِ: الصَّلاةُ لِوَقْتِها وَبِرُّ الْوالِدَيْنِ وَالْجِهادُ في سَبِيلِ اللهِ.

بحار الانوار / 74 / 85

229-İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Amellerin en faziletlisi namazı vaktinde kılmak, anne ve babaya iyilik etmek ve Allah yolunda cihad etmektir.”

Bihar’ul-Envar, c. 74, s. 85

* * *
230 ـ عَنِ الصّادِقُ  عليه السّلام قالَ:
مَنْ أَحَبَّ أَنْ يُخَفِّفَ اللهُ عَزَّوَجَلَّ  عَنْهُ سَكَراتِ الْمَوْتِ فَلْيَكُنْ لِقَرابَتِهِ وَصُولاً وَبِوالِدَيْهِ بارّاً فَإذا كان كذلِكَ هَوَّنَ اللهُ عَلَيْهِ سَكَراتِ الْموْتِ وَلَمْ يُصِبْهُ في حَياتِهِ فَقْرٌ أَ بداً.
سفينة البحار / 2 / 553

230-İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim Allah azze ve celle’nin ölümü kendisine kolaylaştırma­sını istiyorsa sıla-i rahimde bulunmalı ve anne ve baba­sına iyilik etmelidir. Bunu yaptığı taktirde Allah kendi­sine ölüm anını kolaylaştırır ve hayatı boyunca asla fa­kirlik görmez.”
Sefinet’ul-Bihar, c. 2, s. 553

* * *

231 ـ قالَ الامامُ الصّادِقُ  عليه السّلام:
مَنْ نَظَرَ إِلى أَ بَوَيْهِ نَظَرَ ماقِت وَهُما ظالِمانِ لَهُ لَمْ يَقْبَلِ اللهُ لَهُ صَلاةً.
الكافي / 2 / 349

231-İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Anne ve babasına, kendisine her ne kadar zulüm de etmiş olsa­lar, gazap gözüyle bakan kimsenin (tevbe etmezse) Al­lah asla namazını kabul etmez.”
el-Kafi, c. 2, s. 349

* * *

232 ـ قالَ الامامُ الصّادِقُ  عليه السّلام:

بَرُّوا آباءَكُمْ يَبَرَّكُمْ أَ بْناءُكُمْ وَعِفُّوا عَنْ نِساءِ النّاسِ تَعِفَّ نِساؤُكُمْ.

الكافي / 5 / 554

232-İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Babaları­nıza iyilik edin ki çocuklarınız da sizlere iyilik etsin. İn­sanların eşlerine karşı iffetli olun ki, eşleriniz de iffetli kalsın.”

el-Kafi, c. 5, s. 554

* * *

233 ـ عَنْ أَبِي عَبْدِ الله  عليه السّلام قالَ: جاءً رَجُلٌ وَسأَ لَ النَّبِيَّ  صلّى الله عليه وآله وسلم عَنْ بِرِّ الْوالِدَيْنِ فَقالَ: إبْرِرْ أُ مَّكَ إبْرِرْ أُ مَّكَ إِبْرِرْ أُ مَّكَ، إِبْرِرْ أَباكَ إبْرِرْ أَباكَ إِبْرِرْ أَ باكَ، وَبَدَأَ بالاُ مِّ قَبْلِ الابِ.

الكافي 2 / 162

233-Ebi Abdillah (İmam Sadık) (a.s) şöyle buyur­muştur: “Adamın biri bir gün Peygamberin huzuruna vararak kendisine anne ve babaya iyilik etmeyi sordu. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “An­nene iyilik et, annene iyilik et, annene iyilik et…Babana iyilik et, babana iyilik et, babana iyilik et…” Peygamber burada anneyi babadan önce zikretmiştir.”

el-Kafi, c. 2, s. 162

* *

Çocukların Hakkı

234ـ قالَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وآله وسلم:
يا عَلِيُ لَعَنَ اللهُ والِدَيْنِ حَمَلا وَلَدَهُما عَلى عُقُوقِهِما.
وسائل الشيعة / 21 / 290

234-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Ya Ali (kötü davranışlarıyla) çocuklarının asi olmasına sebep olan anne ve babaya Allah lanet etsin.”
Vesail’uş-Şia, c. 21, s. 290

* * *

235ـ قالَ الامامُ اَميرُ الْمُؤمِنينَ عَلِيٌّ  عليه السّلام :
لا تَجْعَلَنَّ أَ كْثَرَ شُغْلِكَ بِأَ هْلِكَ وَوَلْدِكَ فَإنْ يَكُنْ أَ هْلُكَ وَوَلَدُك أَ وْلِياءَ اللهِ فَاِنَّ اللهَ لا يُضيعُ أَ وْلِياءَهُ وَإِنْ يَكُونُوا أَ عْداءَ اللهِ فَما هَمُّكَ وَشُغْلُكَ بِأَعْداءِ الله ؟
نهج البلاغة / 536 / 352

235-Emir’el-Müminin İmam Ali (a.s) şöyle buyur­muştur: “İşlerinin çoğunu eşine ve çocuklarına ayırma. Zira ehlin ve çocukların Allah'ın dostu ise Allah onları zayi etmez; yok eğer Allah'ın düşmanı ise o halde, ne­den Allah'ın düşmanlarına üzülüyor ve çalışıyorsun?”
Nehc’ül-Belağa/352

* * *

236 ـ قالَ الامامُ الصّادِقُ  عليه السّلام:
بادِرُوا أَ وْلادَكُمْ بِالْحَدِيثَ، قَبْلَ أَنْ يَسْبِقَكُمْ إِلَيْهِمُ الْمُرْجِئَةُ.
الكافي / 6 / 47

236-İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mürcie (Sapık inançlı kimseler), çocuklarınızı yoldan çıkarma­dan siz çocuklarınıza hadis (ve İslami ilimler) öğretin.”
el-Kafi c, 6, s. 47

* * *
237 ـ قالَ الامامُ الصّادِقُ  عليه السّلام:
بِرُّ الرَّجُلِ بِوَلَدِهِ بِرُّهُ بِوالِدَيْهِ.
من لا يحضره الفقيه / 3 / 483

237-İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanın evladına iyilik etmesi, anne ve babasına iyilik etmesi gi­bidir.”
Men La Yehzuruh’ul-Fakih, c.3, s. 483

* *

238 ـ قالَ الامامُ اَميرُ الْمُؤمِنينَ عَلِيٌّ  عليه السّلام :
وَحَقُّ الوَلَدِ عَلَى الْوالِدِ أَنْ يُحْسِّنَ إِسْمَهُ وَيُحَسِّنَ أَ دَبَهُ وَيُعَلِّمَهُ الْقُرْآنَ.
نهج البلاغة / 456 الكلمات القصار / 399

238-Emir’el-Müminin İmam Ali (a.s) şöyle buyur­muştur: “Çocuğun baba üzerindeki hakkı; ona güzel isim seçmesi, güzel terbiye etmesi ve ona Kur’an öğ­retmesidir.”
Nehc’ül-Belağa, el-Kelimat’ul-Kısar/399

* * *

239 ـ قالَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وآله وسلم:
عَلِّمُوا أَوْلادَكُمْ السَّباحَةَ وَالرِّمايَةَ.
الكافي / 6 / 47

239-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Çocukla­rınıza yüzmeyi ve ok atmayı öğretin.”
el-Kafi, c. 6, s. 47

* * *
240 ـ قالَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وآله وسلم:
عَلِّمُوا أَ وْلادَكُمْ الصَّلاةِ إِذا بَلَغُوا سَبْعاً، وَاضْرِبُوهُمْ عَلَيْها إذا بَلَغُوا عَشْراً، وَفَرِّقُوا بَيْنَهُمْ في الْمَضاجِعْ.
كنز العمال / 16 / 45330

240-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Çocukla­rınız yedi yaşında eriştiklerinde onlara namazı öğretin. On yaşına eriştiklerinde (eğer namaz kılmazlarsa) na­maz için onları tenbih edin ve yataklarını ayırın.”
Kenz’ul-Ummal, c. 16, s. 45330

* * *

241 ـ قالَ الامامُ السَجَّاد  عليه السّلام :
وَأَ مّا حَقُّ وَلَدِكَ فَإِنْ تَعْلَمْ أَ نَّهُ مِنْكَ وَمُضافٌ إِلَيْكَ في عاجِلِ الدُّ نْيا بِخَيْرِهِ وَشَرِّهِ وَأَ نَّكَ مَسْؤولٌ عَمّا وَلَّيْتَهُ مِنْ حُسْنِ الادَبِ والدَّلالَةِ عَلى رَبِّهِ عَزَّوَجَلَّ وَالْمَعُونَةِ لَهُ عَلى طاعَتِهِ فَاعْمَلْ في أَمْرِهِ عَمَلَ مَنْ يَعْلَمُ أَ نَّهُ مُثابٌ عَلَى الاحْسانِ إِلَيْهِ مُعاقَبٌ عَلَى الاساءَةِ إلَيْهِ.
من لا يحضره الفقيه / 2 / 622

241-İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: “Çocu­ğunun senin üzerindeki hakkı onun senden vücuda gel­diğini ve bu dünyada onun iyilik ve kötülüğünü sana is­nat ettiklerini bilmendir. Şüphesiz ki sen onu güzel ter­biye etmek, Rabbi azze ve celle’ye hidayet etmek ve ona Allah’a itaat noktasında yardımcı olmakla sorumlusun. Çocuğun hakkında ona iyilik ettiği taktirde mükafat gö­receğini, kötülük ettiği taktirde ise cezalandırılacağını bilen kimse gibi davran."
Men La Yehzuruh’ul-Fakih, c. 2, s. 622

* * *

242 ـ قالَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وآله وسلم:
أَ كْرِمُوا أَوْلادَكُمْ وَأَ حْسِنُوا أدابَهُمْ يُغْفَرْ لَكُمْ.
بحار الانوار / 104 / 95

242-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Evlatları­nıza ikram edin ve en güzel şekilde  terbiye edin ki size de mağfiret edilsin.”
Bihar’ul-Envar, c. 104, s. 95

http://kitab.nur-az.com/tr/lib/view/390/10
الرجوع الى أعلى الصفحة اذهب الى الأسفل
معاينة صفحة البيانات الشخصي للعضو http://duahadith.forumarabia.com
 
--hadis islam ------
استعرض الموضوع السابق استعرض الموضوع التالي الرجوع الى أعلى الصفحة 
صفحة 1 من اصل 1
 مواضيع مماثلة
-
» معلومات عن شاروخان
» Collection of Arab and Islamic Proverbs
» Permissibility of Celebrating Mawlid from Qur'an & Hadith!!‏

صلاحيات هذا المنتدى:لاتستطيع الرد على المواضيع في هذا المنتدى
اهل البيت :: الفئة الأولى :: Hadis, Ayet ve İslami اللغة التركية :: كتابة :: hadis-
انتقل الى: