اهل البيت

اسلامي احاديث خطب ادعية
 
الرئيسيةاليوميةس .و .جبحـثالأعضاءالمجموعاتالتسجيلدخول

شاطر | 
 

 Hutbe Numarasi 38 39 40 41

اذهب الى الأسفل 
كاتب الموضوعرسالة
Admin
Admin
avatar

المساهمات : 648
تاريخ التسجيل : 21/04/2016

مُساهمةموضوع: Hutbe Numarasi 38 39 40 41   الثلاثاء يوليو 12, 2016 6:30 pm

بسم الله الرحمن الرحيم

الخطبة ۳۸
و من خطبة له عليه السلام
وَ إِنَّمَا سُمِّيَتِ الشُّبْهَةُ شُبْهَةً لِأَنَّهَا تُشْبِهُ الْحَقَّ فَأَمَّا أَوْلِيَاءُ اللَّهِ َضِيَاؤُهُمْ فِيهَا الْيَقِينُ وَ دَلِيلُهُمْ سَمْتُ الْهُدَى وَ أَمَّا أَعْدَاءُ اللَّهِ فَدُعَاؤُهُمْ الضَّلَالُ وَ دَلِيلُهُمُ الْعَمَى فَمَا يَنْجُو مِنَ الْمَوْتِ مَنْ خَافَهُ وَ لَا يُعْطَى الْبَقَاءَ مَنْ أَحَبَّهُ

Hutbe 38

Hz. Ali bu hutbesinde “şüphe”nin neden “şüphe” olarak adlandırıldığını ve hiç kimsenin ölümden kurtulmayacağını beyan ederek şöyle buyuruyor:
“Şüphe hakka benzediği için “şüphe” olarak adlan¬dır-mıştır. Allah dostla¬rının şüphelerdeki aydınlığı, iman ve yakinleridir. Yolları hidayet-kurtuluş yollarıdır. Ama Allah’ın düşmanlarını şüphelerde, dalalet ve sapıklık davet eder. Kılavuzları da körlük ve şaşkınlıktır. Ölüm-den kor¬kan ondan kurtulamaz ve bekayı (ebediyeti) se-vene beka ihsan edilmez.”
________________________________________________
1. Gurer’ul Hikem, s. 98, Amedi; Metalib’us-Suul, c. 1, s. 170, Talha Şafii; Resail-u Cahiz, s. 125, Ebu Osman el- Cahiz.


بسم الله الرحمن الرحيم

و من خطبة له عليه السلام
مُنِيتُ بِمَنْ لَا يُطِيعُ إِذَا أَمَرْتُ وَ لَا يُجِيبُ إِذَا دَعَوْتُ لَا أَبَا لَكُمْ مَا تَنْتَظِرُونَ بِنَصْرِكُمْ رَبَّكُمْ أَ مَا دِينٌ يَجْمَعُكُمْ وَ لَا حَمِيَّةَ تُحْمِشُكُمْ أَقُومُ فِيكُمْ مُسْتَصْرِخاً وَ أُنَادِيكُمْ مُتَغَوِّثاً فَلَا تَسْمَعُونَ لِي قَوْلًا وَ لَا تُطِيعُونَ لِي أَمْراً حَتَّى تَكَشَّفَ الْأُمُورُ عَنْ عَوَاقِبِ الْمَسَاءَةِ فَمَا يُدْرَكُ بِكُمْ ثَارٌ وَ لَا يُبْلَغُ بِكُمْ مَرَامٌ دَعَوْتُكُمْ إِلَى نَصْرِ إِخْوَانِكُمْ فَجَرْجَرْتُمْ جَرْجَرَةَ الْجَمَلِ الْأَسَرِّ وَ تَثَاقَلْتُمْ تَثَاقُلَ النِّضْوِ الْأَدْبَرِ ثُمَّ خَرَجَ إِلَيَّ مِنْكُمْ جُنَيْدٌ مُتَذَائِبٌ ضَعِيفٌ كَأَنَّما يُساقُونَ إِلَى الْمَوْتِ وَ هُمْ يَنْظُرُونَ

أقول قوله (عليه السلام) متذائب أي مضطرب من قولهم تذاءبت الريح أي اضطرب هبوبها و منه يسمى الذئب ذئبا لاضطراب مشيته

Hutbe 39

Nu’man b. Beşir Muaviye’nin emriyle Irak halkını korkutmak için ikibin kişilik bir güçle Şam’dan harekete geçti. Kûfe yakınla¬rındaki Aynu’t-Temr denilen bölgede ise Hz. Ali’nin Malik b. Ka’b-i Erhebi adında bir valisi vardı. Bin kişilik bir gücü olan Malik, Nu’man’ın hare-ketini hemen Hz. Ali’ye haber verdi. Hz. Ali Kûfe hal¬kını Malik’in yardımına çağırdıysa da sadece üç yüz kişi bu davetine icabet etti. Bunun üzerine Hz. Ali üzgün bir halde minbere çıkarak şöyle buyurdu:
“Bir topluma düştüm ki emrettin mi itaat etmezler, davet ettin mi kabulden sakınırlar. Babasızlar, Allah’ın yardımı için ne bekliyorsunuz? Sizi bir araya toplayan bir dininiz yok mu? Sizi sarsan bir gayretiniz-himmetiniz yok mu? Aranızda durmuş feryat ediyor, yardım diliyorum. Siz¬lerse sözlerimi dinlemiyorsunuz, emrime itaat etmiyor¬sunuz. Sonunda kötü olayların ortaya çıkacağını görecek¬siniz. Sizinle kan istenmez, sizinle hiç bir hedefe varılmaz. Sizleri kar¬deşlerinize yardıma davet ettim göbek ağrısına tutulmuş deve gibi sızlandınız, (yük taşımaktan) sırtı yara¬lanmış deve gibi ağır davrandınız. Sonra sizden bana per-peri¬şan, zayıf mı zayıf bir bölük çıka-geldi ki (onlar da) gözleriyle ölümü görürcesine ölüme sürükleniyor gi¬biydi¬ler.”(2)
___________________________________________________
1. el-Garat, İbn-i Hilal Sakafi, (Ö. H. 283); Ensab’ul Eşraf, c. 2, s. 404, Belazuri; Tarih’ut Taberi, (Hicri 39. yıl olayları), c. 6, s. 3411
2. Bu hutbede Seyyid Razi bazı kelimelerin anlamını açıklamıştır ki biz de bunu tercümeye yansıtmaya çalıştık.

بسم الله الرحمن الرحيم

لخطبة ۴۰
و من كلام له عليه السلام في الخوارج لما سمع قولهم لا حكم إلا لله
قَالَ عليه السلام كَلِمَةُ حَقٍّ يُرَادُ بِهَا بَاطِلٌ نَعَمْ إِنَّهُ لَا حُكْمَ إِلَّا لِلَّهِ وَ لَكِنْ هَؤُلَاءِ يَقُولُونَ لَا إِمْرَةَ وَ إِنَّهُ لَا بُدَّ لِلنَّاسِ مِنْ أَمِيرٍ بَرٍّ أَوْ فَاجِرٍ يَعْمَلُ فِي إِمْرَتِهِ الْمُؤْمِنُ وَ يَسْتَمْتِعُ فِيهَا الْكَافِرُ وَ يُبَلِّغُ اللَّهُ فِيهَا الْأَجَلَ وَ يُجْمَعُ بِهِ الْفَيْ‏ءُ وَ يُقَاتَلُ بِهِ الْعَدُوُّ وَ تَأْمَنُ بِهِ السُّبُلُ وَ يُؤْخَذُ بِهِ لِلضَّعِيفِ مِنَ الْقَوِيِّ حَتَّى يَسْتَرِيحَ بَرٌّ وَ يُسْتَرَاحَ مِنْ فَاجِرٍ وَ فِي رِوَايَةٍ أُخْرَى أَنَّهُ عليه السلام لَمَّا سَمِعَ تَحْكِيمَهُمْ قَالَ حُكْمَ اللَّهِ أَنْتَظِرُ فِيكُمْ وَ قَالَ أَمَّا الْإِمْرَةُ الْبَرَّةُ فَيَعْمَلُ فِيهَا التَّقِيُّ وَ أَمَّا الْإِمْرَةُ الْفَاجِرَةُ فَيَتَمَتَّعُ فِيهَا الشَّقِيُّ إِلَى أَنْ تَنْقَطِعَ مُدَّتُهُ وَ تُدْرِكَهُ مَنِيَّتُهُ

Hutbe 40

Hz. Ali Hariciler’in “Hüküm sadece Allah’a aittir.” slo-ganı hakkında şöyle buyurdu:
“Hakk-doğru bir söz, ancak onunla batıl irade edil-mektedir. Evet şüphesiz ki hüküm sadece Allah’a aittir. Ancak onlar (aslında) “Emretmek-emirlik Allah’a ait-tir.” di¬yorlar. Oysa insanlara iyi veya kötü bir emir gere-kir. Böylece mümin onun emri altında (iyi¬likle) amel eder ve kafir onun emri altında faydalar bulur. Allah onun emri-buy¬ruğu altında (her¬kesi mu¬kadder kıldığı) ecele ulaştırır. Vergiler onunla toplanır ve düşmanla onun emri altında savaşılır. Yollar onunla güvenli olur. Zayıfın hakkı güçlü¬den onunla alı¬nır. Böylece iyi kişi huzura erer ve kötüden emin olur, zarar görmez.
Bir başka rivayette ise Hz. Ali bu sözlerini duyunca şöyle buyurmuştur:
“İyi bir emirin emri altında takva sahipleri (iyi) amel eder, ama kötü bir emirin emri altında ise müddeti bi-tin¬ceye veya ölümü gelip çatıncaya kadar sadece kötü¬ler fay¬dalanır.”
_________________________________________________
1. Kitab’ul İmam, İmam Muhammed bin İdris Şafii, (Ö. H. 204); et-Tarih, c. 6, s. 41, Taberi; Kuvvet’ul Kulub, c. 1, s. 530, Ebu Talib Mekki; et-Tarih, c. 2, s. 136, İbn-i Vazih; Ensab’ul Eşraf, c. 2, s. 352 ve 114, Belazuri; el-Kamil, c. 2, s. 153, Muberred; Tarih’ul Yakubi, c. 1, s. 167; Kitab-u Sıffın, s. 264, Nasr b. Mezahim; el-İkd’ul Ferid, s. 211, c. 1, İbn-i Abdurabbih; et-Tezkire, s. 99, İbn-i Cevzi.

بسم الله الرحمن الرحيم


الخطبة ۴۱
و من خطبة له عليه السلام
إِنَّ الْوَفَاءَ تَوْأَمُ الصِّدْقِ وَ لَا أَعْلَمُ جُنَّةً أَوْقَى مِنْهُ وَ مَا يَغْدِرُ مَنْ عَلِمَ كَيْفَ الْمَرْجِعُ وَ لَقَدْ أَصْبَحْنَا فِي زَمَانٍ اتَّخَذَ أَكْثَرُ أَهْلِهِ الْغَدْرَ كَيْساً وَ نَسَبَهُمْ أَهْلُ الْجَهْلِ فِيهِ إِلَى حُسْنِ الْحِيلَةِ مَا لَهُمْ قَاتَلَهُمُ اللَّهُ قَدْ يَرَى الْحُوَّلُ الْقُلَّبُ وَجْهَ الْحِيلَةِ وَ دُونَهُ مَانِعٌ مِنْ أَمْرِ اللَّهِ وَ نَهْيِهِ فَيَدَعُهَا رَأْيَ عَيْنٍ بَعْدَ الْقُدْرَةِ عَلَيْهَا وَ يَنْتَهِزُ فُرْصَتَهَا مَنْ لَا حَرِيجَةَ لَهُ فِي الدِّينِ

Hutbe 41
Hz. Ali bu hutbesinde vefa ve doğruluğu övmekte, hileli düzeni kınayarak şöyle buyurmaktadır:
“Ey insanlar! Şüphesiz ki vefa doğrulukla beraberdir. Vefadan daha koruyucu bir kalkan yoktur. (Kıyamette) dönüşün nasıl olacağını (nasıl hesaba çekileceğini) bilen kimse asla hıyanet etmez. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki hile düzenini (vefasızlığı) uyanıklık sayıyorlar, cahiller onları (vefasızları) uyanık addediyorlar. Onlara ne oldu? Allah onları öldürsün! Uyanık ve iş bi¬len kimse her işin çaresini ve yollarını bilir-görür, ama Allah’ın emri ve nehyi ona engel olur. Hileyi gördüğü ve hileye gücü-kud¬reti yettiği halde (Allah korkusundan) terk eder. Ama dinde çekin¬mesi, sakınması olmayanlar, asla fırsatı kaçırmaz ve hile-düzene başvururlar.”
____________________________________________
1. Metalib’us-Suul, c. 1, s. 170, Talha Şafii; Resail-u Cahiz, s. 125, Ebu Osman el-Cahiz

الرجوع الى أعلى الصفحة اذهب الى الأسفل
معاينة صفحة البيانات الشخصي للعضو http://duahadith.forumarabia.com
 
Hutbe Numarasi 38 39 40 41
الرجوع الى أعلى الصفحة 
صفحة 1 من اصل 1

صلاحيات هذا المنتدى:لاتستطيع الرد على المواضيع في هذا المنتدى
اهل البيت :: الفئة الأولى :: Hadis, Ayet ve İslami اللغة التركية :: كتابة :: Nehc’ul Belağa-
انتقل الى: