اهل البيت

اسلامي احاديث خطب ادعية
 
الرئيسيةاليوميةس .و .جبحـثالأعضاءالمجموعاتالتسجيلدخول

شاطر | 
 

 Hutbe Numarasi 22 23

اذهب الى الأسفل 
كاتب الموضوعرسالة
Admin
Admin
avatar

المساهمات : 648
تاريخ التسجيل : 21/04/2016

مُساهمةموضوع: Hutbe Numarasi 22 23   الإثنين يوليو 11, 2016 6:39 pm

بسم الله الرحمن الرحيم

و من خطبة له عليه السلام
أَلَا وَ إِنَّ الشَّيْطَانَ قَدْ ذَمَّرَ حِزْبَهُ وَ اسْتَجْلَبَ جَلَبَهُ لِيَعُودَ الْجَوْرُ إِلَى أَوْطَانِهِ وَ يَرْجِعَ الْبَاطِلُ إِلَى نِصَابِهِ وَ اللَّهِ مَا أَنْكَرُوا عَلَيَّ مُنْكَراً وَ لَا جَعَلُوا بَيْنِي وَ بَيْنَهُمْ نَصِفاً وَ إِنَّهُمْ لَيَطْلُبُونَ حَقّاً هُمْ تَرَكُوهُ وَ دَماً هُمْ سَفَكُوهُ فَلَئِنْ كُنْتُ شَرِيكَهُمْ فِيهِ فَإِنَّ لَهُمْ لَنَصِيبَهُمْ مِنْهُ وَ لَئِنْ كَانُوا وَلُوهُ دُونِي فَمَا التَّبِعَةُ إِلَّا عِنْدَهُمْ وَ إِنَّ أَعْظَمَ حُجَّتِهِمْ لَعَلَى أَنْفُسِهِمْ يَرْتَضِعُونَ أُمّاً قَدْ فَطَمَتْ وَ يُحْيُونَ بِدْعَةً قَدْ أُمِيتَتْ يَا خَيْبَةَ الدَّاعِي مَنْ دَعَا وَ إِلَامَ أُجِيبَ وَ إِنِّي لَرَاضٍ بِحُجَّةِ اللَّهِ عَلَيْهِمْ وَ عِلْمِهِ فِيهِمْ فَإِنْ أَبَوْا أَعْطَيْتُهُمْ حَدَّ السَّيْفِ وَ كَفَى بِهِ شَافِياً مِنَ الْبَاطِلِ وَ نَاصِراً لِلْحَقِّ وَ مِنَ الْعَجَبِ بَعْثَتُهُمْ إِلَيَّ أَنْ أَبْرُزَ لِلطِّعَانِ وَ أَنْ أَصْبِرَ لِلْجِلَادِ هَبِلَتْهُمُ الْهَبُولُ لَقَدْ كُنْتُ وَ مَا أُهَدَّدُ بِالْحَرْبِ وَ لَا أُرْهَبُ بِالضَّرْبِ وَ إِنِّي لَعَلَى يَقِينٍ مِنْ رَبِّي وَ غَيْرِ شُبْهَةٍ مِنْ دِينِي

Hutbe 22

Hz. Ali bu hutbesinde kendini Osman’ın katlinden sorumlu tutan Talha ve Zübeyr gibi kimseleri eleştir-mekte, Onların iddia¬sını çürütmekte ve sonra da kendi cesaret ve kahramanlığını dile getirerek şöyle buyur-maktadır:
“Duyun ve bilin ki şeytan zulmü yurtlarına döndür-mek ve batılı aslına geri çevirmek için taraftarlarını topladı, harekete geçirdi. Allah’a andolsun ki onlar bende hiç bir kötülük görmediler, benimle kendileri arasında insaflı dav¬ranmadılar.
Onlar gerçekte benden, terk ettikleri bir hakkı iste-mekteler ve döktükleri bir kanı dilemekteler. O kanın dö¬külmesinde onlarla ortak olmuşsam, kendilerinin de onda payı var. Yok eğer o kanı onlar döktülerse, benden değil, kendilerinden istemelidirler. En büyük delilleri kendi aleyhlerinedir. (Aslında onlar Osman’ın kan davasını güt¬müyorlar; aksine) Sütten kesilmiş anadan süt emmek isti¬yorlar, ölmüş bidati diriltmek, canlandırmak istiyorlar. Ey ümitsizlik davetçisi! Çağıran kim ve neye icabet edilir?
Ben onların aleyhine olan Allah’ın hüccetine ve Allah’ın onların için¬deki ilmine razıyım. O halde isyan ederlerse kılıcın keskin yüzünü çeviririm onlara. Bu Onları batıl (hastalığından) kurtarmaya yeter ve hakka yardım eder. Bana mızrakları karşısında hazır bulunayım ve kı¬lıç¬ları çekmek için sabırlı olayım diye haber gönder¬meleri ne de şaşılacak şey! Anaları yaslarını tutasıcalar. Ben şimdiye kadar asla savaşla tehdid edilmedim ve kı¬lıç darbesinden korkmadım.
Ben Rabbimden bir yakin üzereyim. Dinim hakkında hiç şüphem olmadı benim.”
_____________________________________________
1. el-İmame ve’s-Siyase, c. 1, s. 154, İbn-i Kuteybe; el-Garat, Hilal Sakafi; el-Musterşid, s. 95, Taberi; Keşf’ul Muhacce, s. 174, Seyyid İbn-i Tavus; el-Emali, c. 1, s. 172, Şeyh Tusi; el-Menakıb, s. 117, Harezmi; en-Nihaye, c. 1, s. 171 ve c. 2, s. 167, İbn-i Esir; el-İrşad, Mufid, s. 120; el-Vafi, s. 27, Kitab’ul Cihad, el-Feyz; el-Cemel, s. 128, Mufid; el-Kafi, c. 5, s. 53, Kuleyni


بسم الله الرحمن الرحيم

و من خطبة له عليه السلام
أَمَّا بَعْدُ فَإِنَّ الْأَمْرَ يَنْزِلُ مِنَ السَّمَاءِ إِلَى الْأَرْضِ كَقَطْرِ الْمَطَرِ إِلَى كُلِّ نَفْسٍ بِمَا قُسِمَ لَهَا مِنْ زِيَادَةٍ أَوْ نُقْصَانٍ فَإِذَا رَأَى أَحَدُكُمْ لِأَخِيهِ غَفِيرَةً فِي أَهْلٍ أَوْ مَالٍ أَوْ نَفْسٍ فَلَا تَكُونَنَّ لَهُ فِتْنَةً فَإِنَّ الْمَرْءَ الْمُسْلِمَ مَا لَمْ يَغْشَ دَنَاءَةً تَظْهَرُ فَيَخْشَعُ لَهَا إِذَا ذُكِرَتْ وَ تغرى بِهَا لِئَامُ النَّاسِ كَانَ كَالْفَالِجِ الْيَاسِرِ الَّذِي يَنْتَظِرُ أَوَّلَ فَوْزَةٍ مِنْ قِدَاحِهِ تُوجِبُ لَهُ الْمَغْنَمَ وَ يُرْفَعُ عَنْهُ بِهَا الْمَغْرَمُ وَ كَذَلِكَ الْمَرْءُ الْمُسْلِمُ الْبَرِي‏ءُ مِنَ الْخِيَانَةِ يَنْتَظِرُ مِنَ اللَّهِ إِحْدَى الْحُسْنَيَيْن‏

إِمَّا دَاعِيَ اللَّهِ فَمَا عِنْدَ اللَّهِ خَيْرٌ لَهُ وَ إِمَّا رِزْقَ اللَّهِ فَإِذَا هُوَ ذُو أَهْلٍ وَ مَالٍ وَ مَعَهُ دِينُهُ وَ حَسَبُهُ إِنَّ الْمَالَ وَ الْبَنِينَ حَرْثُ الدُّنْيَا وَ الْعَمَلَ الصَّالِحَ حَرْثُ الْآخِرَةِ وَ قَدْ يَجْمَعُهُمَا اللَّهُ لِأَقْوَامٍ فَاحْذَرُوا مِنَ اللَّهِ مَا حَذَّرَكُمْ مِنْ نَفْسِهِ وَ اخْشَوْهُ خَشْيَةً لَيْسَتْ بِتَعْذِيرٍ وَ اعْمَلُوا فِي غَيْرِ رِيَاءٍ وَ لَا سُمْعَةٍ فَإِنَّهُ مَنْ يَعْمَلْ لِغَيْرِ اللَّهِ يَكِلْهُ اللَّهُ إِلَى مَنْ عَمِلَ لَهُ نَسْأَلُ اللَّهَ مَنَازِلَ الشُّهَدَاءِ وَ مُعَايَشَةَ السُّعَدَاءِ وَ مُرَافَقَةَ الْأَنْبِيَاءِ أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّهُ لَا يَسْتَغْنِي الرَّجُلُ وَ إِنْ كَانَ ذَا مَالٍ عَنْ عَشِيرَتِهِ وَ دِفَاعِهِمْ عَنْهُ بِأَيْدِيهِمْ وَ أَلْسِنَتِهِمْ وَ هُمْ أَعْظَمُ النَّاسِ حِيْطَةً مَنْ وَرَائِهِ وَ أَلَمُّهُمْ لِشَعَثِهِ وَ أَعْطَفُهُمْ عَلَيْهِ عِنْدَ نَازِلَةٍ إِذَا نَزَلَتْ بِهِ وَ لِسَانُ الصِّدْقِ يَجْعَلُهُ اللَّهُ لِلْمَرْءِ فِي النَّاسِ خَيْرٌ لَهُ مِنَ الْمَالِ يُوَرِّثُهُ غَيْرُهُ

و منها

أَلَا لَا يَعْدِلَنَّ أَحَدُكُمْ عَنِ الْقَرَابَةِ يَرَى بِهَا الْخَصَاصَةَ أَنْ يَسُدَّهَا بِالَّذِي لَا يَزِيدُهُ إِنْ أَمْسَكَهُ وَ لَا يَنْقُصُهُ إِنْ أَهْلَكَهُ وَ مَنْ يَقْبِضْ يَدَهُ عَنْ عَشِيرَتِهِ فَإِنَّمَا تُقْبَضُ مِنْهُ عَنْهُمْ يَدٌ وَاحِدَةٌ وَ تُقْبَضُ مِنْهُمْ عَنْهُ أَيْدٍ كَثِيرَةٌ وَ مَنْ تَلِنْ حَاشِيَتُهُ يَسْتَدِمْ مِنْ قَوْمِهِ الْمَوَدَّةَ

أقول الغفيرة هاهنا الزيادة و الكثرة من قولهم للجمع الكثير الجم الغفير و الجماء الغفير و يروى عفوة من أهل أو مال و العفوة الخيار من الشي‏ء يقال أكلت عفوة الطعام أي خياره و ما أحسن المعنى الذي أراده عليه السلام بقوله و من يقبض يده عن عشيرته إلى تمام الكلام فإن الممسك خيره عن عشيرته إنما يمسك نفع يد واحدة فإذا احتاج إلى نصرتهم و اضطر إلى مرافدتهم قعدوا عن نصره و تثاقلوا عن صوته فمنع ترافد الأيدي الكثيرة و تناهض الأقدام الجمة

Hutbe 23

Hz. Ali bu hutbesinde fakirlere zenginleri kıskan-mamasını öğütlemekte, zenginlere de riyakar davran-mamalarını emretmekte¬dir. Ayrıca da yakınları ziyaret etmenin faydalarını ve onlara yar¬dım ve merhamet edilme¬sini beyan etmektedir.
“Gerçekten de rızık yağmur damlaları gibi gökyü¬zün-den yere iner, herkese ayrılan miktar eksiksiz-artık¬sız gelir çatar. Dolayısıyla biriniz kardeşinizin aile veya malında, ya da bizzat kendi üzerinde bir fazlalık görürse bu onun fitne-fesada düşmesine neden olmamalıdır.
Zira Müslüman olan kişi; anıldığı zaman aşağılana¬cak ve alçak-dar görüşlü kimselerce kınanacak bir aşa¬ğılığa düşmedikçe, ilk etapta yenecek ve zarar-ziyan görmeyecek bir yarışmacıya benzer.
Hakeza kendinde hainlik olmayan Müslüman da Allah’tan iki güzel şeyden birini bekler. Ya Allah’a çağrılır, bu taktirde kendisine Allah’ın nezdinde olanlar daha iyi¬dir. Ya da Allah’ın rızkına erer ki böylece ailesi ve malı olur, din ve hasebi (ilim, edep ve sabrı) de onunla olur, ayrıl¬maz. Şüphesiz ki mal ve evlad dünya ekinidir. (ki fani ola¬caktır.) Salih amel ise ahiret ekini-dir. (ki bakidir.) Allah bazı kişilere de her ikisini verir. O halde Allah’ın sizleri korkuttuğu şeyden sakının. Allah’tan özür dilemek ihtiya¬cını duymayacak şekilde korkun. Gösteriş ve kendini beğenmişlik günahına bulaşmadan amel ediniz. Zira Al¬lah’tan gay¬risi için amel edeni Allah amel ettiği kimseye havale eder Allah’tan şehitlerin makamını, saadet ehlinin yaşa¬yışlarını ve peygamberlerle birlikte olmayı dilerim.
Ey insanlar hiç kimse her ne kadar mal-mülk sahibi de olsa yakınlarından ve onların kendini elleri ve dille-riyle savunmalarından müstağni (ihtiyaçsız) olamaz. İn-sanın yakınları, insanın ardında en iyi, en büyük ko-ruyucularıdır. İnsanın dağınıklık ve perişanlığını en iyi derleyip topla¬yanlar onlardır. Zorluk ve acılarda ken¬dine (yabancılardan) daha merhametli olurlar.
...Allah’ın insana halk arasında verdiği iyi-hayırlı isim, başkasına miras olarak bırakacağı maldan daha hayırlıdır.
Sakın ola ki fakir yakınlarınızı gördüğünüzde onlardan yüz çevirmeyin, onlara vermedi¬ğinizde çoğalmayacak ve verdiğinizde ise azalmayacak malı ihsan ediniz. Her kim akrabasından el çekerse on¬lardan bir el çekilmiş olur, ama kendisinden bir çok el çekilmiş olur.
Her kim etrafındakilere alçakgönüllü ve merhametli olursa, onların sürekli dostluğunu kazanır.(2)
______________________________________________
1. el-Kafi, c. 2, s. 294, Kuleyni; el-İkd’ul Ferid, c. 2, s. 366, İbn-i Abdurabbih; Kitab-u Sıffın, s. 10, Nasr bin Mezahim; İbn-i Vazih de “Tarih” kitabında bu hutbeyi nakletmiştir, c. 2, s. 149; Rebi’ul Ebrar, el-Kesb ve’l-Mal Babı, Zemahşeri; Kenz’ul Ummal , c. 8, s. 225, Muttaki Hindi; Tarih’ul Dimeşk, İbn-i Asakir; Garib’ul Hadis, c. 2, s. 183, Ebu Ubeyd bin Selam; en-Nihaye, c. 3, s. 468, İbn-i Esir; el-Cem Beyn’el-Garibeyn, Herevi; Uyun’ul Ahbar, c. 1, s. 189; el-Kafi, c. 2, s. 123, sıla-i rahim babı; el-İmame ve’s-Siyase, c. 1, s. 97, İbn-i Kuteybe; et-Tarih, c. 2, s. 182, Yakubi
2. Merhum Seyyid Razi bu hutbenin sonunda bazı kelimelerin açıklamasını yazmıştır ki biz de tercümede bunu yansıtmaya çalıştık
الرجوع الى أعلى الصفحة اذهب الى الأسفل
معاينة صفحة البيانات الشخصي للعضو http://duahadith.forumarabia.com
 
Hutbe Numarasi 22 23
الرجوع الى أعلى الصفحة 
صفحة 1 من اصل 1

صلاحيات هذا المنتدى:لاتستطيع الرد على المواضيع في هذا المنتدى
اهل البيت :: الفئة الأولى :: Hadis, Ayet ve İslami اللغة التركية :: كتابة :: Nehc’ul Belağa-
انتقل الى: