اهل البيت

اسلامي احاديث خطب ادعية
 
الرئيسيةاليوميةس .و .جبحـثالأعضاءالمجموعاتالتسجيلدخول

شاطر | 
 

 Hutbe Numarasi 18 19 20

اذهب الى الأسفل 
كاتب الموضوعرسالة
Admin
Admin
avatar

المساهمات : 648
تاريخ التسجيل : 21/04/2016

مُساهمةموضوع: Hutbe Numarasi 18 19 20   الإثنين يوليو 11, 2016 3:15 am

بسم الله الرحمن الرحيم

و من كلام له عليه السلام في ذم اختلاف العلماء في الفتيا
تَرِدُ عَلَى أَحَدِهِمُ الْقَضِيَّةُ فِي حُكْمٍ مِنَ الْأَحْكَامِ فَيَحْكُمُ فِيهَا بِرَأْيِهِ‏ ثُمَّ تَرِدُ تِلْكَ الْقَضِيَّةُ بِعَيْنِهَا عَلَى غَيْرِهِ فَيَحْكُمُ فِيهَا بِخِلَافِهِ ثُمَّ يَجْتَمِعُ الْقُضَاةُ بِذَلِكَ عِنْدَ إِمَامِهِمُ الَّذِي اسْتَقْضَاهُمْ فَيُصَوِّبُ آرَاءَهُمْ جَمِيعاً وَ إِلَهُهُمْ وَاحِدٌ وَ نَبِيُّهُمْ وَاحِدٌ وَ كِتَابُهُمْ وَاحِدٌ أَ فَأَمَرَهُمُ اللَّهُ تَعَالَى بِالِاخْتِلَافِ فَأَطَاعُوهُ أَمْ نَهَاهُمْ عَنْهُ فَعَصَوْهُ أَمْ أَنْزَلَ اللَّهُ سُبْحَانَهُ دِيناً نَاقِصاً فَاسْتَعَانَ بِهِمْ عَلَى إِتْمَامِهِ أَمْ كَانُوا شُرَكَاءَ لَهُ فَلَهُمْ أَنْ يَقُولُوا وَ عَلَيْهِ أَنْ يَرْضَى أَمْ أَنْزَلَ اللَّهُ سُبْحَانَهُ دِيناً تَامّاً فَقَصَّرَ الرَّسُولُ صلى الله عليه و اله عَنْ تَبْلِيغِهِ وَ أَدَائِهِ وَ اللَّهُ سُبْحَانَهُ يَقُولُ ما فَرَّطْنا فِي الْكِتابِ مِنْ شَيْ‏ءٍ وَ قَالَ فِيهِ تِبْيَانُ كُلِّ شَيْ‏ءٍ وَ ذَكَرَ أَنَّ الْكِتَابَ يُصَدِّقُ بَعْضُهُ بَعْضاً وَ أَنَّهُ لَا اخْتِلَافَ فِيهِ فَقَالَ سُبْحَانَهُ وَ لَوْ كانَ مِنْ عِنْدِ غَيْرِ اللَّهِ لَوَجَدُوا فِيهِ اخْتِلافاً كَثِيراً وَ إِنَّ الْقُرْآنَ ظَاهِرُهُ أَنِيقٌ وَ بَاطِنُهُ عَمِيقٌ لَا تَفْنَى عَجَائِبُهُ وَ لَا تَنْقَضِي غَرَائِبُهُ وَ لَا تُكْشَفُ الظُّلُمَاتُ إِلَّا بِهِ

Hutbe 18

Hz. Ali (a.s) birbirlerine aykırı fetva veren -şer’i deliller üzere değil kendi görüşleri esasınca kıyas üzere fetva veren- alimleri kına¬yarak şöyle buyuruyor:
“Onlardan birine hükümlerden bir hüküm gelince kendi reyince-görüşünce hüküm verir. Daha sonra aynı mesele olduğu gibi bir başkasına anlatılır, o da (önce-kine) aykırı bir fetva verir. Sonra bunlar kadı’ul-kudat (başkadı)’ın yanına toplanır, verdikleri hükümleri anla-tırlar. O da hepsinin hükmünün doğru olduğuna hükme¬der. Halbuki ilahları bir, peygamberleri bir, kitapları bir¬dir. Allah-u Teala bunlara birbirine aykırı hüküm ver¬melerini emretmiş de, bunlar da o emre mi itaat ediyorlar? Yoksa onları bundan nehyetmiş de bunlar isyan mı edi¬yor? Yoksa (haşa) Allah noksan bir din indirmiş de bunlardan dinini tamamlamak için yardım mı diliyor! Yoksa ortak mıdırlar onunla da, onlar söyleyecek, o da razı olacaktır onlardan? Yoksa Allah-u Teala tam/kamil bir din indirdi de (haşa) tebliğ ve edası hususunda pey¬gamber (s.a.v) bir hata mı etti? Halbuki noksanlıklardan münezzeh olan Allah bizzat şöyle bu¬yurmaktadır: “Kitapta biz hiç bir şeyi eksik bırakma¬dık.”(2)
Hakeza onda her şeyin açıklamasının olduğunu, ki-tabın bazısının diğer bazısını tasdik ettiğini ve onda hiç bir ihti¬lafın olmadığını bildiriyor.
Nitekim şöyle buyuruyor: “Eğer o Allah'tan başka-sından gelseydi, onda çok aykırılıklar bulurlardı. (3)
Gerçekten de Kur’an’ın zahiri/dışı güzel mi güzel, ba-tını/içyüzü oldukça derin mi derindir. İl¬ginç şeyleri asla bitmez. Es¬rarı ve nükteleri sona ermez. Karanlıklar ancak onunla keşfolur, aydınlanır.”

بسم الله الرحمن الرحيم
طبة ۱۹
و من كلام له عليه السلام قاله للأشعث بن قيس و هو على منبر الكوفة يخطب
فمضى في بعض كلامه شي‏ء اعترضه الأشعث فقال يا أمير المؤمنين هذه عليك لا لك فخفض عليه السلام إليه بصره ثم قال مَا يُدْرِيكَ مَا عَلَيَّ مِمَّا لِي عَلَيْكَ لَعْنَةُ اللَّهِ وَ لَعْنَةُ اللَّاعِنِينَ حَائِكُ ابْنُ حَائِكٍ مُنَافِقُ ابْنُ كَافِرٍ وَ اللَّهِ لَقَدْ أَسَرَكَ الْكُفْرُ مَرَّةً وَ الْإِسْلَامُ‏ أُخْرَى فَمَا فَدَاكَ مِنْ وَاحِدَةٍ مِنْهُمَا مَالُكَ وَ لَا حَسَبُكَ وَ إِنَّ امْرَأً دَلَّ عَلَى قَوْمِهِ السَّيْفَ وَ سَاقَ إِلَيْهِمُ الْحَتْفَ لَحَرِيٌّ أَنْ يَمْقُتَهُ الْأَقْرَبُ وَ لَا يَأْمَنَهُ الْأَبْعَدُ

أقول يريد عليه السلام أنه أسر في الكفر مرة و في الإسلام مرة و أما قوله عليه السلام دل على قومه السيف فأراد به حديثا كان للأشعث مع خالد بن الوليد باليمامة غر فيه قومه و مكر بهم حتى أوقع بهم خالد و كان قومه بعد ذلك يسمونه عرف النار و هو اسم للغادر عندهم

Hutbe 19

“Hz. Ali Kûfe’de minbere çıkmış hutbe okuyordu. Hz. Ali bu hutbesinde Muaviye ile yaptığı savaşta seçi¬len iki hakem mevzusunu beyan edince Eş’as b. Kays “Önce bizi hakemleri kabul etmekten sakındırdın, ama sonra kendin kabul ettin. Bu ikisinden hangisi doğrudur bilemiyoruz.” diye itiraz edince Hz. Ali elini elinin üs-tüne koyarak, “Biati bozan toplumun cezası budur.” dedi. Eş’as b. Kays, “Bu söz senin lehine değil, aleyhi¬nedir.” deyince de Hz. Ali ona sert bir şekilde bakarak şöyle buyurdu:
“Hangi şey aleyhime hangi şey lehime sen ne bilir-sin? Allah’ın ve lanet edenlerin laneti sana olsun ey çulha oğlu çulha, ey kafir oğlu münafık!(2) Andolsun Al-lah’a ki babanın intikamını almak için bir defa küfürde (Murad kabilesiyle yaptığın savaşta), bir defa da İs¬lam’da (Resulullah’ın vefa¬tından sonra mürtet olup ze¬kat vermeyen Hazremut ehliyle birlikte Ebu Bekir’in gönderdiği Ziyad b. Buseyd komutasındaki birliğe karşı yaptığı savaşta) esir oldun. Ne malın, ne de büyüklüğün seni bu iki esaretten kurtarmadı. Kavmini kılıca sevk eden (hile ile Halid b. Velid’e mağlub düşüren) ve ölüme götüren kimseyi; yakınlarının düşman ve yaban-cıların da emin bilmemesi haktır (gerekir).”(3)
_________________________________________
1. el-Ağani, c. 8, s. 159, Ebu’l-Ferec İsfahani, (Nehc’ül- Belağa yazılmadan 44 yıl önce ölmüştür. )
2. İbn-i Ebi’l-Hadid ve Şeyh Abduh yazarlar ki: Eş’as İmam’ın ashabı arasında, Resul-u Ekrem’in ashabı arasındaki Abdullah b. Ubey gibidir. Her ikisi de kendi dönemlerinde münafıkların önde gelenlerinden idiler. Hz. Ali’nin hilafeti döneminde baş gösteren tüm belaların kaynağı Eş’as idi. Hatta Nehrevan Savaşı dahi onun fitneleri yüzünden çıkmış ve Leylet’ül-Harir (Sıffın’da Muaviye’nin ordusu yenik düştüğü gece)’de yaptığı konuşmaları casuslar Muaviye’ye iletmiş, Muaviye de bu nedenle Kur’an’ın mızrakların ucuna geçirilmesi fikrini benimseyerek böyle bir hileye baş vurmuştu. Böylece Hz. Ali (a. s)’ın Eş’as ile neden bu denli sert konuştuğu açıklığa kavuşuyor.
Şunu da hatırlatalım ki İmam Hasan (a. s)’ı zehirleyerek şehit eden eşi, Eş’as’ın kızı idi.
3. Seyyid Razi’nin bu hutbenin sonundaki açıklamasını parantezlerde aktardık.

بسم الله الرحمن الرحيم

و من خطبة له عليه السلام
فَإِنَّكُمْ لَوْ عَايَنْتُمْ مَا قَدْ عَايَنَ مَنْ مَاتَ مِنْكُمْ لَجَزِعْتُمْ وَ وَهِلْتُمْ وَ سَمِعْتُمْ وَ أَطَعْتُمْ وَ لَكِنْ مَحْجُوبٌ عَنْكُمْ مَا قَدْ عَايَنُوا وَ قَرِيبٌ مَا يُطْرَحُ الْحِجَابُ وَ لَقَدْ بُصِّرْتُمْ إِنْ أَبْصَرْتُمْ وَ أُسْمِعْتُمْ إِنْ سَمِعْتُمْ وَ هُدِيتُمْ إِنِ اهْتَدَيْتُمْ بِحَقٍّ أَقُولُ لَكُمْ لَقَدْ جَاهَرَتْكُمُ الْعِبَرُ وَ زُجِرْتُمْ بِمَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ وَ مَا يُبَلِّغُ عَنِ اللَّهِ بَعْدَ رُسُلِ السَّمَاءِ إِلَّا الْبَشَرُ

Hutbe 20

Hz. Ali bu hutbesinde insanları gafletten uyandırmakta¬dır.
“Gerçekten de siz, içinizden ölen kimselerin gördü-ğünü görseydiniz feryat eder, inleyip sızlardınız; korkar dinler, itaat ederdiniz. Ama onların gördüklerini göre-mi¬yorsunuz, onların gördükleri şey örtülüdür sizlere. Ama yakında kaldırılacak o perde. Gerçekten sizler gö-rücü olursanız, sizleri görücü kıldılar; duyucu olursanız, sizleri duyucu kıldılar; hidayeti kabul ederseniz sizlere hidayet ettiler! Gerçek söylüyorum; şüphesiz ki ibret verici şeyler açıklandı, zahir kılındı size. Sakıncalı şeylerden de men edildiniz. Gök elçilerinden (meleklerden) sonra da Al¬lah’ın hükümlerini ancak bir insan tebliğ eder, ulaştırır size. (Meleklerin gelip de size ilahi hükümleri tebliğ etmesini beklemeyin.)”
_______________________________________________
1. Usul-u Kafi, c. 1, s. 405, Kuleyni.

الرجوع الى أعلى الصفحة اذهب الى الأسفل
معاينة صفحة البيانات الشخصي للعضو http://duahadith.forumarabia.com
 
Hutbe Numarasi 18 19 20
الرجوع الى أعلى الصفحة 
صفحة 1 من اصل 1

صلاحيات هذا المنتدى:لاتستطيع الرد على المواضيع في هذا المنتدى
اهل البيت :: الفئة الأولى :: Hadis, Ayet ve İslami اللغة التركية :: كتابة :: Nehc’ul Belağa-
انتقل الى: